Facebook
Twitter
Başa Dön
FARK YARATMAK

Medyayı doğru okumak...

15 Ağustos 2016 , Pazartesi 09:36
Medyayı doğru okumak...
dilekc69@gmail.com

Geçmiş dönemlerde okur-yazarlık sadece nasıl okunup yazılabileceğini bilmekti. Günümüzde ise okur-yazar olmak, sadece okuma-yazma bilmek değil, medya yoluyla edindiğimiz bilgileri yeniden düzenleyebilme, yorumlayabilme ve eleştirebilme yeteneği olarak da değerlendiriliyor.

Medya okuryazarlığını yazılı ve yazılı olmayan, büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki mesajlara ulaşma ve bu mesajların analiz edilmesi, yorumlanması, anlamlandırılması ve değerlendirilmesi olarak da tanımlayabiliriz. Medya her geçen gün bir yandan daha çok insanı ve toplumları birbirinden haberdar ederek dünyayı küçücük bir alana dönüştürürken, bir yandan da bu özellikleri ile yaşamımızdaki önem ve gücünü de arttırıyor. Burada en önemli nokta; medya yolu ile verilen mesajların kişi ve toplumları hangi ölçüde etkilediği, bu mesajların kimler tarafından hangi düzeyde, nasıl algılandığı ve bu mesajların eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilip, değerlendirilmediğidir.

Artık bildiğimiz veya bilmediğimiz tüm bilgiler bir tık uzağımızda duruyor. Medya kitlelerin ne hakkında konuşacağına, çoğunluğun gerçekleri nasıl kabul edeceğine ve pek çok insanın sorunlarla mücadele etmede hangi yolu kabul edeceğine karar vermede büyük paya sahip. Bu anlamda medyanın dikkat çektiği konular, kamuoyunda da en çok gündemde olan, tartışılan konular olarak da karşımıza çıkıyor. Bu noktada  aldığımız bilgilerin ne kadar güvenilir olduğu ve bunu ileten kişilerin ne kadar donanımlı olduğu ise büyük önem kazanıyor.

Medya kanalıyla aldığımız mesajların doğruluğunu ölçebilmek için ise medyayı iyi tanımak, verilen mesajları iyi araştırıp değerlendirmek, bu mesajların, neden, hangi tekniklerle, kimler veya hangi kanallar kullanılarak oluşturulduğunu bilmek çok önemli. İşte tam bu noktada  da medya okuryazarlığı devreye giriyor.

Özellikle toplumsal krizlerde mesajları daha da dikkatli okumak gerekiyor. Örneğin 15 Temmuz’da yaşanan elim darbe girişiminin en önemli kırılma noktalarından biri TRT spikerine zorla okutulan korsan bildiriydi. Geniş kitlelere ulaşmanın en kolay yollarından biri olması, medyayı bu tür durumlarda ilk hedeflerden biri haline getiriyor. Dolayısıyla bu tür zamanlarda verilen mesajları hemen doğru kabul etmeyip, eleştirel bir gözle bakabilmek kritik  önem arz ediyor.

Ayrıca yine bu tür toplumsal olayların ardından yaşanan bilgi kirliliğinde doğru bilgiye ulaşabilmek de büyük önem kazanıyor.  15 Temmuz ve sonrasındaki süreçte özellikle olayın ilk gerçekleştiği saatlerde haber kanallarında, sosyal medyada birbirinden farklı bilgiler yer aldığına, Türkiye’nin en büyük haber ajanslarının bile bilgi kirliliği sebebiyle yanlış haber servis edip, özür dilemek durumunda kaldığına tanık olduk. Bu nedenle özellikle bu dönemlerde medya kuruluşlarının farklı  sebeplerle tam bağımsız olamama ihtimalini göz önünde bulundurarak, aynı haberi farklı kaynaklardan okumak ve tarafsız yorumlamak gerekiyor.

İşte tam bu noktada geçtiğimiz günlerde kamuoyunun doğru bilgi ve habere ulaşmasında kendi sorumluluklarını azami ölçüde yerine getirmek, anlayış ve iş birliği içinde sağlıklı bir iş modeli oluşturmak amacıyla yola çıkan Bilişim Muhabirleri Derneği (BMD), Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA), Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD), Reklamverenler Derneği (RVD), TOBB Medya ve İletişim Meclisi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD), ‘İletişim ve Medya İlişkileri Yönetiminde Mesleki İlkeler’ adıyla önemli bir taahhüte imza attı.

İmzacılar bu ilkelerin yaygınlaştırılması,  mükemmelleştirilmesi, uygulamanın izlenmesi ve iş birliği yapma konusunda ortak bir karar aldılar. Geniş katılımla imzalanan bu iş birliği modeli, medyaya bilgi aktaran tüm kaynakların doğru ve güvenilir bilgileri ulaştırması adına çok önemli bir adım oldu.

Sonuç olarak, kurulan bu yeni yapıyla da desteklenen medya okuryazarlığında özellikle bireylere büyük görev düşüyor.  İyi bir medya okuryazarı olmak için  “medya kontrolü altında” değil, o kontrol sürecinin “içerisinde” olmalıyız. Medyanın bize sunduğu mesajlar arasından seçim yapmak bizim sorumlulu­ğumuzdur. Medyanın kurgusal ve belli bir ideolojiye, ticari kaygılara sahip olabileceğini bilmeli, eleştirel ve sorgulayıcı bakış açısına sahip olmalıyız. Bu bakış açısı ile medyayı anlayabilmenin de ötesinde otoriteyi, objektifliği, niteliği değerlendirebilir, dayatmaların da önüne geçebiliriz.

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları