Facebook
Twitter
Başa Dön
FARK YARATMAK

İletişimde empati ve sempati

7 Eylül 2016 , Çarşamba 09:52
İletişimde empati ve sempati
dilekc69@gmail.com

Dünyada herkes eşsiz ve tektir. Bir insanın bakış açısını, düşünce şeklini doğuştan gelen özelliklerinin yanı sıra içinde bulunduğu aile ve toplumun kültürü belirler. Bu nedenle insanların her birinin birbirinden farklı fikirleri ve bakış açılarının olması doğaldır. Dünyada milyonlarca insan bir arada yaşamını sürdürmekte. Bu durumda sosyal bir varlık olan insanların ortak alanlarda birbirleriyle  iletişim kurmaları kaçınılmazdır. Ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarımızı gidermek için iletişim gereklidir. Ortak yaşam alanında iletişim kurabilmek için ise bir insanın; hangi dinden, milletten, renkten, coğrafyadan, dilden, düşünceden ve anlayıştan olursa olsun önce insan olduğunun algılanması önemlidir. Çünkü her birey, saygıya değer bir varlıktır.
 
Bizim gibi düşünmeyen bir insanı bizimle aynı fikri paylaşmaya zorlayamayız. Düşüncenin sınırı yoktur ve insan bu sınırların dışında olduğu için suçlanamaz. Dünyada farklı yaşam tarzları ve farklı düşünceler her zaman olmuştur. Aslında bu durum çeşitli zenginlikleri de beraberinde getirmektedir. Ülkemiz de bu anlamda farklı düşünce ve kültürleri içinde barındıran mozaik yapısı ile büyük zenginlikleri olan ülkedir. Yeter ki bunu anlayıp, değerini bilelim. Bunun için de bizden farklı olan kişilere sempati ile bakamıyorsak bile empati ile yaklaşabilelim.
 
İnsanların birbirleriyle doğru iletişim kurmasını sağlayan beceri, empati ve sempati kurmaktan geçer. Empati; kişinin kendisini karşıdaki kişinin yerine koyarak onun bakış açısıyla inançlarını, arzularını ve özellikle de duygu ve düşüncelerini kendininkileri empoze etmeden hissedip, anlaması ve “tekrar kendi benliğine dönmesidir”.  Sempati ise; kişinin kendisini karşıdaki kişinin yerine koyup onun bakış açısıyla bakıp duygu ve düşüncelerini anlaması ve hissetmesidir.
 
Örneğin  yakın bir arkadaşımızın yaşadığı  yoğun kaygı ve üzüntüden dolayı biz de onunla birlikte çok etkilendik, üzüldük.  Eğer bu olayın etkisinden kendimizi kurtaramayarak sadece üzülüp bu konuda sonucu değiştirecek bir şey yapmadıysak bu sempatik bir yaklaşımdır. Sempatide duygu esastır, merkezdedir, duygudaşlık söz konusudur.
 
Empatide ise, eylem merkezdedir. Duygu sadece anlamak için kullanılır, yani bir araçtır. Örneğin 99 depreminde yine millet olarak büyük bir üzüntü yaşadık. Kendimizi evini, ailesini kaybeden kişilerin yerine koyduk. Onların duygu ve düşüncelerini hissedip anlayarak tekrar kendimize döndük. Bir çoğumuz “Ne yapabilirim?” sorusunu kendisine sordu ve bazılarımız arama çalışmalarına katıldı, bazılarımız  maddi bir yardımda bulundu. Ya da bu konuda yapabileceği ne varsa, elinden ne geliyorsa onu yaptı.  İşte olaya karşı duyduğu bu sempatiden, duygudaşlık durumundan çıkıp, kendine dönerek bu konuda bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek empatik bir yaklaşımdır. 
 
Empati ile sempatiyi karıştırmamak gerekir. Sempati karşımızdaki kişinin olumsuz ve sıkıntı veren duygularını paylaşmaya odaklıdır. Empati ise herhangi belirli bir duygu ya da düşünceye yönelik değildir. Sempati aynı zamanda kişinin duygu, düşünce ya da inançlarına bir ölçüde katılmayı ve onaylamayı da kapsar, empatide ise katılalım ya da katılmayalım önemli olan şey anlamaktır.
Empati yardıma yönelik bir davranış, sempati ise kişinin daha çok kendi karekteri ile ilgili bir durumdur. Bazı insanlar karakteristik özellik olarak sempatiktir. Duyguyu hemen paylaşır ve o duygunun içinden kolayca çıkamaz. Çok yapıldığı takdirde yararı olmayan ve yorucu bir haldir.
 
Aslında iyi bir iletişimin temelinde empati olmalıdır. Ancak eğer iyi bir dinleyici değilsek iletişim çabasına en baştan bir adım geride başlamış oluruz. Birçok iletişim çatışmasının temelinde de anlamamak ve anlaşılamamak sorunu yer alır. Empati anlamayı ve anlaşılmayı sağladığı için çatışmaların çözümünde önemli bir etkiye sahiptir. 
 
Yine empatide bir diğer önemli konu ise karşıdakini dinlemektir. Dinlemek karşıdaki kişinin sözcüklerini duymaktan daha öte bir şeydir. O kişinin vermek istediği mesajı, içinde bulunduğu durumu ve duygularını gerçekten anlamak ve kabul etmek anlamına gelir. Hepimiz dinlenilmek isteriz, görmezden gelinmek ya da yok farz edilmek küçük düşürücüdür. İyi dinleyen kişiler kendi duygularını ve fikirlerini diğerine empoze etmeye değil, dinlediği kişiyi tam olarak anlamaya eğilimlidirler. Dinlerken kendilerini savunmaya çalışmazlar. Çünkü bilirler ki bu şekilde davranmak karşıdaki kişiye odaklanmayı güçleştirir. Dinlerken hata bulmaya yönelik değil de bir alıcı gibi dinlerler. Bir uzlaşma ve anlaşma sağlamaya uğraşmazlar. Yine dinlerken karşıdaki kişinin bakış açılarını, deneyimlerini içinde bulundukları durumları hayal etmeye çalışırlar.
 
Empatik becerileri yüksek olan kişiler öncelikle kendi duygu ve düşüncelerini çok iyi bilirler, tanımlarlar. Çünkü kendini tanımayan bir kişinin diğer kişilerle ve gruplarla empati kurması ve onları anlaması olası değildir. Empatik becerileri yüksek olan bireylerin sosyal uyum becerileri ve sosyal kabulleri de yüksektir. Bu kişiler karşılarındaki kişilerle daha kolay, samimiyete ve güvene dayalı ilişkiler kurdukları için  iletişimde başarılı olurlar. Yanlış anlaşılmalar azalır, karşılıklı problemler, sorunlar daha kolay dile getirilir ve çözülür. Bunların sonucunda etkili bir iletişim ortaya çıkmış olur. 
Bu nedenle insanların çatışma olmadan birlikte yaşayabilmesi için bireylerdeki empatik yaklaşımın tüm topluma yayılması çok önemlidir. Farklılıklarını kabul ederek, birbirini anlayan bireylerin yaşadığı toplumlar daha sağlıklı iletişim kurar ve kendi içinde yaşadıkları çatışmaları  daha kısa zamanda çözerler.  Kısaca hep birlikte yaşayabilmek için sempati duymaktan da önemli olan birbirimize empati ile yaklaşmaktır. Okullarda empatik iletişim konusunda bir ders konulsa bugün toplum olarak kendi içimizde yaşadığımız birçok çatışmayı çok daha kolay çözebilirdik. Böylelikle de farklılıklarımızı avantaja çevirerek,  ülke olarak geleceğe daha  güvenle bakabilirdik değil mi? 
 
 
 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları