Facebook
Twitter
Başa Dön
FARK YARATMAK

20 yıllık bir hikaye

9 Ekim 2015 , Cuma 09:46
20 yıllık bir hikaye
dilekc69@gmail.com

Bundan 20 yıl önce 1 Ekim 1995 tarihinde hala Kurumsal İletişim Müdürü olarak görevimi sürdürdüğüm Yeşim Tekstil’de Halkla ilişkiler Müdürü olarak işe başladım. Aslen İzmir’liyim. O yıllarda Bursa’ya eşimin işi dolayısıyla gelirken benim için iş hayatı ile ilgili gelecek tamamıyla bir soru işaretiydi aslında. İzmir’de iyi bir işim vardı. Bu nedenle Bursa’ya gittiğinde ne yapacaksın diye soranlara sanki geleceği sezmiş gibi hep aynı yanıtı vermiştim. Bursa’da Yeşim Tekstil adında bir firma var. Oraya gidip, Halkla İlişkiler Departmanı’nı kuracağım ve orada çalışacağım demiştim. Oysa eşimin ve benim Bursa’da, ne tanıdığımız bir kişi ne de bir işyeri vardı. Yeşim Tekstil’i ise sadece tam o dönemlerde televizyonlarda çıkan gazete kuponu ile birlikte verilen Schlafgut marka çarşaflarının reklamları ile tanımıştım. Reklamda fabrikanın tepeden helikopterle çekilmiş görüntülerini şimdi bile dün gibi hatırlıyorum. Ne kadar büyük bir yer diye düşünmüştüm.

Sanırım bir şeyi kırk kere söyleyince gerçekten de oluyor. Çünkü Bursa’ya geldikten birkaç ay sonra şehrin yerel gazetelerinden biri olan Olay gazetesinde ”Yeşim Tekstil Halkla İlişkiler Müdürü arıyor” ilanını gördüm. Eşime “bak gördün mü ben söylemiştim sana beni bekliyorlar” diye espri yaptım ve bu ilana başvurdum. Birkaç görüşmeden sonra da işe kabul edildim.    

O zaman ilk benimle birlikte kuruldu bu departman. Benim için zordu... Daha öncesi yoktu ve o dönem bu meslek dalı da çok yeniydi. Hem kendimi hem bu mesleğin önemini kabul ettirmem gerekiyordu. Kolaydı... Tamamen iletişimle ilgili her şeyin ilk adımını ben attığım için en baştan itibaren kendi sistemimi kurma fırsatı verdi bana. Yıllar içerisinde departmanımın adı Kurumsal İletişim olarak değişti. Yapılan işler gelişti, yenilendi. Ben geliştim, büyüdüm ve tecrübe kazandım.

Biliyorum 20 yıl çok uzun bir süre. Dışarıdan bakıldığında nasıl bir yerde 20 yıl kalınır diye düşünülebilir. Ben de aslında 20. yılımı kutladığım gün bunun sorgulamasını yaptım kendi içimde. Nasıl oldu da aynı yerde bu kadar uzun yıllar çalıştım diye. İşte özellikle genç arkadaşlara feyz vermesi için bir yerde sıkılmadan çalışmanın reçetesini paylaşıyorum sizlerle...

Öncelikle işinize duyduğunuz heyecanınızı kaybetmemelisiniz. Bunun için de hayalleriniz, hedefleriniz olmalı ve bu hedefleri de başkasının size vermesini beklemeden kendiniz belirlemelisiniz. Çünkü insan her şeyden önce kendine mahcup olmamalı. Ben hedeflerimi hep çok yüksek koydum. Bugün bile hala hayallerimin peşinden gidiyorum.

Çalıştığınız iş yerinin artılarını ve eksilerini iyi belirlemek gerekiyor. Değiştiremeyeceğiniz şeyler için kendinizi boşu boşuna üzmeyin. Değiştirebileceklerinize yoğunlaşarak, daima enerjinizi yüksek tutun.

İç motivasyonunuz da yüksek olmalı. Zorluklar karşısında yılmamalısınız. Çevrenizde daima yapmaya çalıştığınız işleri engellemeye çalışan birileri olacak. Hedefinize doğru ilerlerken kulaklarınızı onlara kapatmanız gerekiyor. Diğer yandan da çevrenizde eleştri, tavsiye ve görüş alacağınız kişiler de olacak elbette.  Ama bu kişileri doğru belirlemek gerekiyor. Tüm geçen bu süreçte bunu iyi ayırt ettiğimi düşünüyorum.

Her yaptığım işte önce ben kendimi değerlendirdim. Başkasından takdir beklemeden, kendi iç referansımla hareket etmek aslında bana büyük güç kazandırdı. Çünkü böylelikle hem çevrenizden beklentiniz olmuyor hem de başarı referansınız tamamen kendiniz oluyorsunuz.

Çevremde daima pozitif, enerjisi yüksek, iyi insanlar oldu. Ben bugüne kadar bana direkt bağlı çalışan tüm arkadaşlarımı insan olarak iyi olan, güleryüzlü, pozitif, daima olumluya odaklanan kişilerden seçtim. Onların enerjisi daima beni güçlendirdi.

Gerek yaradılışımın, gerekse birlikte çalıştığım pozitif enerjili arkadaşlarımın etkisiyle gülümsemeyi hep günlük yapılacaklar listemin en başına koydum. Gülümsemek, enerjimi düşürecek durum ya da insanlarla karşılaştığımda bana ciddi bir direnç sağladı. Olumsuzluklara katlanma gücü verdi.

Yeniliklere açık olmak ve öğrenmeye açık olmak beni hep besledi. Kendime konfor alanı hiç bırakmadım. 20 yıl boyunca iletişim sektöründe yaşanan her yeniliği yakından takip ettim ve Yeşim’in kendi yapısı ve kültürü ile uyumlu olanları hayata geçirdim. Böylelikle sürekli kendimi güncellemek zorunda kaldım.

Sistematik yaptığım çalışmaları, organizasyonları da daima farklı düşünerek her defasında bir öncekinden farklı yapmayı denedim. Böylelikle kendime sıkılma fırsatı bırakmadım.

Bir de 20 yıl boyunca çok krizle karşılaştım. Gerek sektörel krizler, gerek firmamızın  yaşadığı krizlerle mücadele etmek, kriz iletişimi yapmak beni sürekli aktif tuttu. Şartlar nedeniyle iletişim sektöründe en fazla kriz yönetimi yapan iletişimcilerden biri olduğumu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Kriz varsa konfor alanınız olamıyor zaten.

Bu geçen yıllar boyunca hep gençlerle birlikte oldum. Onlara bir şeyler öğretirken ben de bir yandan hep onlardan öğrendim. Gençlerin dünyalarına kapılarımı açık tutarak, kendimi hep yenilemek mecburiyetinde hissettim.

Bugün geriye dönüp baktığımda o zamandan bugüne kadar değişmeyen tek şeyin benim yaptığım işe duyduğum heyecan olduğunu görüyorum... Dile kolay, bir yerde tam 20 yıl... Bundan sonrası mı? Heyecan duyabildiğim sürece...

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları