Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Yetenek mi, eğitim mi, sistem mi?

5 Ağustos 2014 , Salı 09:09
Yetenek mi, eğitim mi, sistem mi?
hakan@senbir.gs

Birini tercih etmek zorunda kalsaydınız hangisi tercih ederdiniz? Yetenek mi, eğitim mi, sistem mi?Şüphesiz, gönül hepsini birden istiyor ama ne yazık ki, soru tek seçenekli bir cevabı gerektiriyor.

Meslek hayatımda çok sayıda yetenekli insan gördüm. Sunumdan iki saat önce işe gelerek harikalar yaratan art direktörler, yazarlar; tek kalem kıpırdatmadan yüksek sunuş ve söylev yeteneğiyle müşterinin kalbine giren stratejistler, ve daha niceleri. Üstelik bunların pek çoğu da gayet iyi eğitimliydi. Belki belirli bir sistem dahilinde çalışmıyorlardı ama tamamına yakını, yirmili yaşlarında popülerliğini korudular. Hatta çalışma arkadaşlarından müşterilere kadar geniş bir paydaş kitlesi tarafından oldukça cool olarak algılandıkları konusunda da sizi temin edebilirim. Ancak büyük bölümü otuzlu yaşlarında sistem adamlarının nefesini enselerinde hissettiler ve kırklı yaşlarının başında onlar tarafından geçildiler. Buna paralel olarak, pek çoğu ya sistemli çalışmaya yönelik davranış değişikliğine gittiler ya da kariyerlerinin ilerleyen dönemlerinde ışıltılarını yitirdiler.

Bireysel kariyer bir yana, toplumun kariyeri söz konusu olduğunda da durum pek farklı değildir. Örneğin, aracınızı Teşvikiye Caddesi gibi, toplumun sosyo-ekonomik açıdan en kalburüstü sayılabilecek semtlerinden birine park ettiğinizi düşünün. Bu cadde üzerinde araç kullanan insanların eğitim seviyesi Türkiye’nin diğer pek çok semtine göre görece daha yüksektir. Ancak yine de, siz cadde üstünde park ettiğiniz yerden geri çıkarken, neredeyse kimse size yol vermez. Ne doktorlar, ne mühendisler, ne profesörler geçer yoldan ama siz yine de İspark görevlisinin size yardım etmesine ihtiyaç duyarsınız. Deneyin, size yol veren olursa da, çıktığınız park yerini arzulayan biri olduğunu göreceksiniz. Bunca eğitimli insanın parktan geri çıkmaya çalışan birine yol vermemesinin sebebi nedir o zaman? Çok düşünmeye gerek yok! Cevap net: Sistemsizlik. Avrupa’da vasat bir eğitime sahip bir duvar ustası bile parktan geri çıkmaya çalışan birine yol vermesi gerektiğini bilir ve verir. Çünkü sistem bunu gerektirir.

Üstelik size yol vermeyen bu insanlara “nasıl adam oluruz?” diye sorarsanız, size müthiş cevaplar verecek kadar da yetenekli olduklarını görürsünüz. Aziz Nesin “Biz adam olmayız” adlı hikaye kitabında, hapiste entelektüeller koğuşunda iki satır yazmak için çabalayan bir adamın yanına sokulup, onun yazma eylemini bozan ve sürekli “biz adam olmayız efendim” diyen insanları anlatır. Oysa adamcağız sadece sistematik bir şekilde yazı yazmak istemektedir ama entelektüeller koğuşunda bile bunu gerçekleştiremez.

Eğer bu kavramlardan tek birine sahip olmayı konuşuyorsak, başarıyı getiren unsur, yetenek ya da eğitim değildir; başarıyı getiren sistemli çalışmaktır. Özetle, vasatın üzerinde bir yetenek ve eğitim seviyesine sahip bir insan, sistemli çalışarak kariyerinde başarılı olabilir. Şüphesiz bunların üçünü birden barındıran bir kimlik çok daha büyük başarılar elde eder; hatta her üçünde de zirve yapanlara dahi diyoruz.

Ülkemizde sistem, ne yazık ki, yok denecek kadar zayıf. Pek çok meslek dalında bu durum karşımıza çıkıyor. Ajansların pek çoğuna bakın, çalışanların büyük bölümünün sabah saat 10’a doğru geldiğini, kahvaltısını yapıp, sigarasını içtikten sonra işe gerçek anlamda başlama saatinin en erken 10:30 olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla en verimli çalışılabilecek iki saat çoktan yok olur gider.Ardından, bedenen acıkılmasa da, bir zihin rutiniolarak 12:30’da yemeğe çıkılır ve mayışmış olarak dönülen bir ortamda 14:00’ten sonra işleri bitirmeye gayret edilir ama nafile... Zira vücut kendi sistemi içinde akşam üzerine doğru dinlenmeye geçer. Ünlü Çinli stratejist Sun Tzu ““Ruhumuz sabahları kuvvetli ve yoğundur, öğlen canlılığını yitirir, akşam ise eve dönmek ister” der.Doğu felsefesine göre, sabahın ilk ışıkları ile yani güneşle beraber uyanmak sağlıklı yaşamın önemli kurallarından biridir. Sun Tzu, bu nedenle insanın kendini en zinde hissettiği zaman olan sabahı, ruhun en kuvvetli ve yoğun olduğu zaman dilimi olarak tanımlamaktadır. Akşam ise bunun tam tersi söz konusudur. Savaş Sanatı kitabı “İnsanlar akşamları çok çalışırlarsa sinirli ve hasta olurlar” der.İş hayatımızın yetenekli ve eğitimli pek çok insanı, bunu gayet iyi bilmelerine rağmen, uygulamazlar. Çünkü asıl eksik olan şey, sistemdir.

Siz insanların gündüz verimli çalışmadığı, gece ise yoğun mesailerin yapıldığı kaç Alman şirketi gördünüz?

Sistemin olmadığı bir ortamda yetenek ve eğitimin yeşermesi mümkün değildir. 

 

Hakan Senbir Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Hakan Senbir Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları