Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Hedonizm sarmalı

5 Haziran 2014 , Perşembe 16:09
Hedonizm sarmalı
hakan@senbir.gs

Çocukluğumun kahramanlarından biriydi Ayı Yogi. Açıkçası, onu ne sadece bir ayı, ne de bir çizgi roman kahramanı olarak gördüm.  Bu nedenle yakın dostu Bobo ile olan konuşmalarını fazlasıyla ciddiye aldım. Hiç unutmam, bir keresinde her zamanki filozof edasıyla “gelecek eskisi gibi değil, Bobo” demişti Ayı Yogi.

Nitekim Ayı Yogi haklı çıktı. Onun için gelecek, bizim için bugün olan bu zaman ve bu yer, gerçekten eskisi gibi değil. Ancak Ayı Yogi az bile söylemiş. Aslında eskisi gibi değil ifadesinden daha keskin bir söylemi hak ediyor bugün. Zira bugün bambaşka!

“Gelecekte herkes on beş dakikalığına ünlü olacak” sözünü söyleyen Andy Warhol da haklı çıktı. Zira sıradan kişileri bir anda kısa süreliğine ünlü haline getiren programlar dünyayı sardı. Artık “ünlü” diye bir meslek bile var. Pek yakında “ne iş yapıyorsunuz” sorusuna, çekinmeden “ünlüyüm” diyenlerin sayısı hiç de azımsanmayacak bir miktarda olacak.

İnsanın varoluşundaki acıdan mıdır nedir, tarih boyunca hedonizm pek sıklıkla işlendi ve işaret edildi.

Mesela Kazancakis de Odisseus’ta “yanıp kül olmuş bir şato dışında hiçbir şey bırakmayın hayata” demişti.

Belki de, IrvinYalom’un dediği gibi, hayatlarını dolu dolu yaşayan insanlar ölümle yüz yüze geldiklerinde daha az paniğe kapılacaklarına inanıyorlar.

Sebebi ne olursa olsun, geleceği hedonizm kazandı. Maalesef mi demeli bilmiyorum ama hedonizm ya da Türkçesiyle hazcılık tarih boyunca insanoğlunun ve insankızının en büyük arzusu ve gerçeklerinden biri olarak yaşandı. Bugünse, teknolojinin beraberinde getirdiği yepyeni ürünlerle artık günümüz insanının yeni normali. Vicdan kutusunun kapağını kapayabilen ve arzusuna engel olacak her sese kulaklarını tıkayabilen bir gerçek.

Yakın zamanda gazeteler deniz kenarında ölen bir Polonyalı turist haberini verdiler. Deniz kenarında ölmek ya da Polonyalı olmanın ilginç bir yanı yok. Hem deniz kenarında ölmek, hem de Polonyalı olmanın da ilginç bir yanı yok. Ancak birisi birkaç metre ötede öldüğünde, güneş kremi sürmeye ve keyifle güneşin tadını çıkarmaya devam etmenin ilginç bir yanı var.

Hiç unutamam, bin dokuz yüz yetmiş altı yılında yaşanan Van Depremi’nde, üç bin sekiz yüzü aşkın insanımız ölmüştü ve bu deprem aylarca konuşulmuştu. Daha dün yaşanan Soma faciasını ise iki haftada unutuverdik. Çünkü bugünün insanı hazza hemen dönmeye kurgulu. Bir yandan maç izleyip, öte yandan ara ara kaza görüntülerini bile izleyebilir.

Peki, hedonizmin yani hazcılığın, iletişimle ilgisi nedir?

 

İki bin üç yılından sonra doğmaya başlayan öyle bir kuşak geliyor ki, adına “Z Kuşağı” denen bu kuşak, kendisinden öncekilerden çok daha da güçlü bir şekilde “haz” odaklı yaşayacak. Hal böyle olunca iletişimin dili daha da yoğun bir şekilde hazcılığa yönelmeye başlayacak. Büyük Alman şairi Goethe ölüm döşeğinde perdeleri açtırıp “ışık biraz daha ışık” demişti. Bugünün insanı ise “haz biraz daha haz” diyor.

Bugünlerde açık hava mecrasında görülen bir üniversite reklamının “Keyfine bak, sen yaparsın” diye seslenen mesajı günümüzün iletişim dilinin ilginç bir örneğidir.

Hazcılık, (ne yazık ki) yeni çağın normalidir.

İletişimcilerin işi zor.

 

Hakan Senbir Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Hakan Senbir Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları