Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Tembellik hakkı mı, yoksa çalışma hayatının garantörü mü?

5 Temmuz 2019 , Cuma 11:25
Tembellik hakkı mı, yoksa çalışma hayatının garantörü mü?
hakan@senbir.gs

İlk duyduğumda ilkokuldaydım, hala Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olduğunu duyar dururum. Açıkçası anlayamadığım şu ki; bir ülke nasıl olur da elli yıldan fazladır gelişmekte olan bir ülke olarak konumlanmaya devam eder. Un varken, şeker varken, yağ varken, bir türlü iyi bir helva yapamamanın sebebi ne olabilir? Şüphesiz ki, suçlunun un, şeker ve yağ olmadığı açık. Çünkü bizde bunların en iyisi var ama çalışma yöntemimizde bir sorun var.

Bazı futbolcular vardır, çılgınca maç boyunca koşar durur, ama maçın sonunda doğru düzgün bir asistini ya da golünü bulamazsınız. Zaten altmışıncı dakikadan sonra dili dışarda dolaştığı için teknik direktör dışarıya alıverir kendisini. Çalışma hayatında bizim durumumuz da biraz buna benziyor. Oysa bazı futbolcular, dinlenerek oynar. Maçı izler, maç ile eşgüdümlü harcar enerjisini. Koşması gerektiğinde koşar, dinlenmesi gerektiğinde dinlenir. Hatta ne zaman dinlenmesi gerektiğinin planını da koşarken yapar. Yani yeri geldiğinde dinlenme hakkını en güzel şekilde kullanır.

Bizde tatilde iken bile iş konuşması yapan yüzlerce insanı görmek mümkündür de, neden aynı resmi, mesela Triad ülkelerinin vatandaşlarında görmeyiz? Neden dünyanın en büyük ekonomilerinde tatil hakkı vazgeçilmez bir haktır ve büyük saygı duyulur? Çünkü tatil hakkı, bu ülkelerde tembellik olarak görülmez; tam tersine çalışma hayatının garantörü olarak görülür.

Paul Lafargue, bir tür sosyalist, devrimci bir başyapıt olarak görülebilecek “Tembellik Hakkı” adlı kitabında kapitalist düzene sert bir eleştiri dile getiriyor. Aslında Lafargue, “Tembellik Hakkı”nda çalışmaya değil, işkence gibi çalışmaya, aşırı çalışmaya karşı bir duruş sergiliyor. Öncelikle “Tembellik Hakkı” kitabının yazarı Paul Lafargue’ın herhangi bir sosyalist olmadığını, Karl Marx’ın kızı Laura ile evlenerek damadı olduğunu, çizgisinin marjinalliği açısından not düşmek isterim.

“Çalışma” kelimesinin Fransızcası olan “Travail” sözcüğünün etimolojisinde “acı veren his”, “işkence” anlamı olduğuna göre, durumun vahametini anlayabiliriz. Çalışma açık bir şekilde insan doğasına aykırı bir davranış. Bu nedenle, yöneten sınıf çeşitli yollarla yüzyıllar boyunca tembelliği yermiş ve çalışma hayatı kutsamıştır.

Bu noktada kendimize sormamız gereken ciddi sorular var. Mesela, neden dinlenmeye ayırmamız gereken zamanı kendi dilimizde “Boş Zaman” olarak tanımladık acaba? Dünyada milyarlarca insanın birbiri ile iletişim kurmakta kullandığı İngilizcedeki “Spare Time” ifadesi de daha masum değil. Öte yandan, insanlık neden günde 5 saat yerine, 8-10 saati çalışma zamanı olarak seçmiştir? Bunun cevabını insanın hırslarına da bağlayabiliriz; daha sağlıklı bir tahılı öğütme yerine buğdayı seçen Mezopotamyalılarda görüldüğü gibi tesadüfe de.

Bugün eski sosyalist yeni kapitalist hangi ülkeye gidersek gidelim, emekçilerin eski günleri aradıklarını görüyoruz. Öte yandan, kapitalist ülkelerin çoğunda çalışanların çalışma zamanlarını daha makul olma yönünde düzenleyen uygulamalar hayata geçiyor. Bu durum çalışma zamanını azaltmak olarak karşımıza çıkmasa bile, bu zamanı çalışanın lehine düzenlemek anlamını taşıyor ki, mesela ofis dışından çalışma uygulamaları bu yönde hayata geçirilen uygulamalar.

Bugün artık gayet net anlaşılmıştır ki, dinlenmeden koşmanın, çılgınca çalışmanın gelişmeye katkısı sıfıra yakın. Düşünerek üretme çağında, artık pek çok şirketin ofis dışından çalışmak gibi yeniliklere imza atmasının ardında bu gerçek var.

T. S. Eliot’un “Boş zaman kültürün temelini oluşturur” sözünden hareketle, kendimize daha fazla zamanı nasıl ayırabileceğimizin yolunu bulmamız gerekmektedir.

Özetle, güzel bir tatil tembellik hakkından öte, çalışmanın garantörüdür. Tatil günlerinde herkese, iş konuşması yapmadığı güzel tatiller dilerim.

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorumlar
Erol / 9 Temmuz 2019 , Salı 14:26
Öncelikle kaleminize sağlık olsun. Maalesef ülkemizin şöyle bir gerçeği var. Çalışan zor bela bir iş bulmuştur bunun psikolojik olarak "aman işime sahip çıkayım aman üstüm bir şey demesin, zaten bu işi zor buldum ekmek aslanın midesinde vs." düşüncelere düşmemize sebep olduğu aşikardır. Tatile gitseniz bile mailleri telefondan takip etmek gibi bir görev tebliğ edilmese bile üstünüzden öyle bir izlenim alırsınız. Dilerim bu değişim pramidin üst kısımlarından aşağı doğru gelişir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları