Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Düş Toplumu

1 Ağustos 2017 , Salı 13:00
Düş Toplumu
hakan@senbir.gs

Geçen ayki yazımda “Düşünmenin Ölümü” başlığı altında “Cehalet” ve “Cesaret”in adeta Yin ve Yang gibi iç içe geçerek ve birbirinden beslenerek birbirini büyüten ve büyüdükçe toplumu hırpalayan ikiz kardeşler olduğundan bahsetmiştim. Ve yazımın sonunda bir sonraki yazımın konusunun “Düş Toplumu” olacağını ifade etmiştim.

 “Düş Toplumu” aslında Rolf Jensen’e ait olan bir kitabın adı. Bu kitabı bana halklailiskiler.com yazarı da olan ve kendisinden ders almış olmaktan onur duyduğum değerli hocam Dr. Rüştü Bozkurt önermişti sınıfta. Jensen bugün içinde yaşadığımız bilgi toplumunun hemen ardından gelen toplumu daha duygu yoğun bir toplum olarak görerek yazmış bu kitabı. Öykü piyasası, sevgi piyasası gibi başlıklardan bahsediyor “Düş Toplumu”nda. İş dünyasından, pazarlardan ve tüm bunlardan arta kalan zamanlarda nasıl bir dünyada yaşıyor olacağımızdan bahsediyor “Düş Toplumu”. Özetle avcı-toplayıcı toplumdan tarım toplumuna, oradan sanayi toplumuna ve nihayet geldiğimiz nokta itibariyle bilgi toplumuna doğru sosyal bir evrim geçiren insanlığın bir sonraki aşamasını duyguların ve hayallerin şekillendireceği bir “Düş Toplumu” olarak tanımlıyor Rolf Jensen. 

Sonuçta “Düş Toplumu” gelecek tahmininde bulunan, son tahlilde bir teoriden bahseden bir kitap. Gelecekte çalışanların daha fazla şirketlerine bağlı olacağı ve daha fazla kapitalistleşeceği, “Seçme Paradoksu” içine düşen insanoğlu ve insankızının seçimlerini bu ürün ve hizmetlerin arkasındaki öyküler üzerinden yapacağı, öykülerin görsellik üzerinden daha yoğun anlatılmaya başlanacağı, dünyaya karşı daha sorumlu olan firmaların ürünlerinin daha sıklıkla kullanılmaya başlanacağı, iş yeri ve ev kavramlarının birbirinin içine geçmeye başlayacağı gibi kitabın 2000 öncesinde yazıldığı düşünülürse  oldukça gerçekçi gelecek tahminlerinin olduğu bir kitap “Düş Toplumu”.

Bir önceki yazım olan “Düşünmenin Ölümü” sonrasında neden “Düş Toplumu”ndan bahsettiğimin sebebi ise, iki kavram arasındaki etimolojik ortak noktada düşünmenin kendisinin olması. Rolf Jensen’in bahsettiği “Düş Toplumu”nda düş kurmanın, hayallerin önemini görüyoruz. Düş görmek bir düşünmek eylemidir. Bu nedenle düşünmek gelecek tahminleri yapabilmek için en önemli sermaye. Özetle düşünmek ölürse düş görmek de ölür. Düş görmek ölürse toplum kabuslarla yaşamaya başlar.

Geleceği kendi arzularımız etrafında şekillendirmek için daha fazla düşünmek zorundayız. Daha fazla düşünmezsek, daha fazla çalışacağımız, daha az kazanacağımız ve daha az mutlu olacağımız kesin. O zaman, düşünmenin önünü nasıl açacağız?

Bir kere her şeyden önce ezbere dayanan ve insanların kabiliyet ve arzularını çerçevelemeye ve sınırlamaya çalışan eğitim sistemlerini kabul etmeyeceğiz. Kabul etmeyip de ne yapacağız, okulu mu bırakacağız? Tabii ki hayır! Ama okuldan ve aldığımız notlardan çok fazla medet ummayacağız. Kendimizi ve çocuklarımızı yetiştirmek için daha fazla okuyacak, araştıracak ve daha çok hayal kuracağız.

İş yeri değil, patron ve çalışma arkadaşı seçeceğiz. Bu nedenle, hani kariyer düşkünlerinin (!) pek sevdiği “paket”lerden feragat edeceğiz. Zira, kariyerimizdeki en büyük “paket”, bizi ileriye taşıyacak olan patron ve çalışma arkadaşlarımızdır.

“Olumsuz düşünceyi” temsil eden “siyah şapkayı” daha az kullanacağız. Ortaya atılan fikirlere, kırmızı şapka olan “Duygu Şapkası”, yeşil şapka olan “Yaratıcılık Şapkası”, beyaz şapka olan “Bilgi Şapkası” ve sarı şapka olan “Olumlu Düşünce Şapkası” ile daha fazla yaklaşacağız. Edward de Bono’nun “Altı Şapkalı Düşünme Yöntemi”ni hayatımızın eksenine daha güçlü bir şekilde yerleştireceğiz.

Korku kültürüne izin vermeyeceğiz. Korku kültürü asla hayallere izin vermez, böyle bir kültürün yaratacağı hayaller olsa olsa sağlıksız halüsinasyonlardır.

Gerektiğinde radikal kararlar alıp, hayal kurmamızı engelleyen anti-ütopya atmosferlerinden, hayal-serbest ortamlara geçeceğiz. Bu ortamlarda hayaller kurmaya devam edeceğiz.

Özetle, düşünmenin önündeki tüm engelleri kaldıran bir hayat yaşamak zorundayız. O zaman, sadece gerekli anlarda siyah şapka kullanmaya başladığımızı ve zihnimizin hayallere açıldığını göreceğiz.

“Düş Toplumu”na yetişebilmenin tek yolu “Düşünmek”.

 

Hakan Senbir Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Hakan Senbir Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları