Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Gurulara kul olmak.

2 Temmuz 2014 , Çarşamba 13:43
Gurulara kul olmak.
hakan@senbir.gs

Doksanlardan beri konferans salonlarını aşındırırım. Dikkat ettiğim ve bugüne dek neredeyse hiç değişmeyen bir olgu vardır ki, oldukça üzücüdür. Bu olgu gurulara bakış şeklimizdir. Kim bilir, belki de “tapış şeklimiz” desem daha doğru olur.

Edward de Bono gibi yaratıcılık dehaları, Philip Kotler gibi pazarlama ve John Hegarty gibi reklam ustalarını istisna olarak tuttuğumuzda, geriye, hayatımıza yön verecek çok fazla üstadın kalmadığını görürüz. Ancak ne hikmetse adı yabancı olduktan sonra her gelene guru muamelesi yapılan bir iş ortamımız var. Oysa gerçek manada değer katan konuşmalar yapabilecek yerli ya da yabancı pek çok uzman var. Ama biz onları görmüyoruz, guruları (!) görüyoruz.

Neler dinledik bu ülkede! Kilometrelerce uzaklardan gelip marka aşkından bahsedenler oldu. Daha da abartıp, “Marka Dini” diyenler bile oldu. Garip isim tamlamalarından pazarlama stratejileri çıkaranları ayakta alkışladık. “Stand-up” gibi izlememiz gereken bu sunumları toplum olarak gereğinden fazla ciddiye aldık. Ancak bunların hiçbiri pazarlama ve/veya marka yönetimi hayatımıza gerçek katkıda bulunmadılar ve provokatif sunumlar olmanın ötesine geçemediler.

Öte yandan bir başka gerçek de, asıl işe yarar, test edilip onaylanmış ve geliştirici nitelikli konuşmalara rağbet etme oranımızın düşüklüğüdür. Çünkü bu sunumlarda “mambo jambo” hiçbir şey bulunmaz. Netlik ve sadelik vardır. Başarılmış ya da başarılamamış olan herşey bütün açıklığıyla anlaşılır. Bu sunumlar temel değerlerden bahseder; ölçülebilir sonuçlar üzerine konuşur. Akademik altyapısı da, uygulama değeri de sağlamdır. Ancak pek rağbet edilmez ve sıkıcı bulunurlar. Bunlar yerine popülist söyleme sahip olan konuşmalar daha ilgi çekici gelir iş dünyamızın büyük bölümüne. Buna da şaşırmamak gerek; zira iki kere ikiyi bilmeden integral dinlemeyi seven bir toplum olduğumuz yadsınamaz bir gerçek.

Ben artık guruyu kameraya verdiği pozdan tanıyorum ve boşa harcanacak zamanım olmadığını da biliyorum. Bir zamanlar duyduğum ve ne yazık ki bugün kaynağını hatırlamadığım “guru gürültü”  ifadesi çok hoşuma gitmişti. Açıkçası hiçbirimizin boşa harcanacak zamanı da yok, gurulara mil puan kazandıracak fazladan parası da. Bu nedenle, gerçekçi olmak gerektiğini düşünüyorum. Sonuç odaklı olan, işin temel fonksiyonlarından söz eden düşüncelere rağbet etmenin iş hayatımıza daha fazla değer katacağına inanıyorum. Y kuşağı deyimiyle derinliği olan “Akil Kafalara” ihtiyacımız var. Ben, hiçbir veriye ya da referansa dayanmadan, falanca markayı, filanca reklamı eleştirenleri artık ne okuyorum, ne de dinliyorum. Bazı zamanlar sektörden reklamcı dostlarımın bir bölümünün, “sizin şu kampanyayı beğenmedim” dediği kampanyaların neredeyse tamamının markaya hem algısal hem de rasyonel boyutta değer kattığını gördüm. “Clio’nun Laneti” efsanesini biliriz. Clio Yaratıcılık Ödülleri alıp pazarda hüsrana uğrayan ve müşterisinden olan ajanslar bu efsaneyi yaratmıştır.

Gurular gelirler ve icat ettikleri tuhaf kavramları iş dünyasına satmaya çalışırlar. Bu kavramları önce kendimize sormamız gerek aslında... Mesela “Punk Pazarlama” ne demektir? “Duygusal Pazarlama” diye bir kavramı gelip gayet güzel sattılar bir zamanlar. Bunu anlatanlar ciddi ciddi“pazarlamada duygusal yaklaşımlar değer katar” türünden şaka gibi ifadeler kullandılar. Size böyle konuşan bir hekime ameliyat olur musunuz? Böyle bir mühendise köprü yaptırır mısınız?

Dünyanın en provokatif ve yaratıcı gruplarından biridir Pink Floyd. Kendilerine bir gün bile müzik gurusu denmesine izin vermemiştirler. Üstelik Rock tarihinin efsanevi grubudur. Ancak bir kez bile yüzlerini gözlerini boyayıp ucube gibi sahneye çıktıklarını hatırlamam. Kıyafetleri sadedir, sözleri anlamlı ve nettir. Çıkarlar müzikleri yaparlar; ardından “Dark side of themoon” yüzyılın en çok satan albümü olur. Sonuç bellidir. Ariel deterjanın bir zamanlar kullandığı mottosu gibi: Sözde değil, özde temizlik(Not so-called, but deepdowncleaning.”

Özetle, asıl mesele netliktir, guruluk değil. Guru gürültüye pabuç bırakmamak, gurulara kul olmamak gerek. Bu ayki sinirimiz bu :)

 

Hakan Senbir Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Hakan Senbir Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları