Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Halk kütüphanesinde bedava!

6 Şubat 2014 , Perşembe 09:12
Halk kütüphanesinde bedava!
hakan@senbir.gs

Kendimi bildim bileli iş dünyası hep aynı arayışın peşindedir: Başarının sırrı. “Ölümsüzlük iksiri” gibi “başarının sırrı”nın peşinde umutsuzca koşar iş insanı. Hatırı sayılı miktarda dolarlar döker, batılı guruların önlerine. Guruların mil puanları arşa kadar yükselir de, “O” başarının sırrını yakalayabilir mi, bilemem.

MattDamon’ın bana göre en iyi filmlerinden biri olan GoodwillHunting’deki bar sahnesi(http://www.youtube.com/watch?v=ymsHLkB8u3s) aslında yukarıdaki sorunun cevabını veriyor. Bu sahnede, bir okulda hademelik yapan GoodwillHunting (MattDamon) hoşlandığı kızın (Minnie Driver) zengin arkadaşlarıyla bir barda ekonomi konusunda tartışmaya girer. Tartışmadan açık ara galip çıkar ancak alaşağı ettiği zengin çocuğuna karşı sarf ettiği ve bu galibiyeti süslediği söz can alıcıdır: “Sen dünya kadar para verip bu berbat eğitimi alıyorsun ama aynı işi halk kütüphanesinde bedavaya halledebilirsin.”

Aslında iş hayatına da GoodwillHunting’deki bar sahnesi kadar basit bakabiliriz. Yüzlerce dolar ödeyerek seyrettiğiniz bir gurunun sunumundan çok daha fazlasına yirmi liralık bir kitapla ulaşabilirsiniz. Öte yandan size brifing verilen bir müşteri toplantısı yine aynı gurunun sunumundan çok daha fazla fayda üretebilir. Ya da dikkatle dinlediğiniz alelade bir insan size kategorinin temel iç görülerinden birini ya da kampanya fikrini verebilir. Özetle kitaplar ve gözlem en düşük maliyetle en etkili sonucu elde edebileceğiniz kaynaklardır. 

Her kitap başlı başına bir kütüphanedir. Hiçbir kitabın, sindire sindire okunursa, stratejik çıktı sağlayamayacağına inanmıyorum. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün sadece adı bile farklılık yaratma konusunda ilham verir. “Dönüşüm” başlı başına toplumsal bir iç görü analizidir ve Gregor Samsa gibi onlarcasını plazalarda, sokaklarda, toplantılarda yakalayabiliriz. Elbette bu noktada kitaplardan ve gözlemden yararlanmayı sağlayacak bir ateşleyiciye ihtiyaç var. O da akıldır.

Dilimizde “akıl yürütmek” diye bir deyim var. Öte yandan bu eylemi biraz daha sokak diliyle anlatan “kafa patlatmak” diye bir deyim daha var. Her ikisinin de anlatmak istediği şey aynıdır. Son tahlilde, akıl yürüterek, kitaplardan ve gözlemden elde ettiklerimizle bir karara varırız. Başka hiçbir şeye ihtiyacımız yoktur. Başkalarının fikirlerine danışmak ve değerlendirmek bile gözlem çatısı altına girer.

Bu noktada, interneti hiçbir yere koymuyorum. Orada bulunan herhangi bir bilginin stratejik bir başarı unsuru olduğunu söylemek mümkün değildir. İnternetten elde edilen bilginin, yanlış olma ihtimalini park ederek söylüyorum, doğru olsa bile bir iş insanına stratejik avantaj sağlaması mümkün değildir. İnternet son derece etkili bir dağıtım kanalı olma özelliği dışında stratejik derinlik adına çöplükten başka bir şey değildir.

Kitaplar olmadan, gözlem yapmadan, doğduğumuz günden beri çalıştırılmayı bekleyen beynimizi kullanmadan, hap nitelikli formüllerle başarının yakalanması mümkün değil.

Özetle, başarıyı getiren stratejik derinliği asıl sağlayan unsurlar kitaplar, gözlem ve akıldır. Hem işte, hem hayatta...

 

Hakan Senbir Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Hakan Senbir Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları