Facebook
Twitter
Başa Dön
STRATEJİ

Segmentlerin zenginliği

6 Ocak 2014 , Pazartesi 09:29
Segmentlerin zenginliği
hakan@senbir.gs

Küçükken hatırı sayılır bir bilye koleksiyonuna sahiptim. Anadolu’da misket, cıncık, zıpzıp adı da verilen bu oyun, benim çocukluğumun önemli fenomenlerinden biriydi.

Kimi zaman bu bilyeleri kendi içlerinde bölümlere ayırır ve onlara değer biçerdik. Bazen renklerine göre, bazen büyüklüklerine göre, bazen yapıldığı malzemeye göre (cam, seramik, toprak, taş, maden) ve bazen de geldikleri ülkelere yani menşelerine göre sınıflardık bilyelerimizi. Böyle bakınca ortaya muazzam bir segmentasyon zenginliği çıkardı.

Bu segmentasyon zenginliğine şöyle bakmak mümkün: Kırmızı olan bir bilye, aynı zamanda büyük, seramik ve İtalyan menşeli; sarı boy olan bir bilye aynı zamanda küçük, cam ve yerli; mavi olan bir bilye de aynı zamanda orta boy, taş ve Alman menşeli olabiliyordu. Bu içerik yapısı ortaya müthiş ve birleştirici bir kombinasyon zenginliği çıkarıyordu ki, biz hiçbir zaman bilyeleri tam homojen bir kümeleme altına alamıyorduk. Çünkü sadece yerlileri ayıralım dediğimizde, yerliler de kendi içinde boy, renk ve malzeme olarak gruplanabiliyordu. Ya da sadece boylarına göre ayıralım dediğimizde, her boy bilye kendi içinde renk, malzeme ya da menşeine göre gruplanıyordu. Dolayısıyla segmentasyon içeriğindeki zenginlik, bilyeler için müthiş bir birleştirici rol oynuyordu.

Aradan yıllar geçtikten sonra, bilyeler için geçerli olan bu kuralın toplumlar için de geçerli olduğunu fark ettim. Örneğin bir toplumda insanlar menşelerine yani doğup büyüdükleri yerlere göre gruplanabiliyorlar. Aynı zamanda ideolojik düşünceleri, yaşam tarzları, dini inanış biçimleri, tuttukları takımlar da farklı segmentler oluşturabiliyor. Bu zenginlik de insanlar arasında birleştirici bir rol teşkil ediyor. Örneğin A kişisi kendisini ideolojik temelde sosyal demokrat, B kişisi muhafazakar, C kişisi ise milliyetçi olarak tanımlayabilir. Eğer var olan bütün segmentler bu üç segmentten ibaret olsaydı, bu üç kişi arasında hiçbir birleştirici unsur bulamazdık. Oysa meseleye doğup büyüdükleri yer olarak bakarsak hepsinin Sivaslı olma temelinde; tuttukları takım olarak bakarsak hepsinin Galatasaraylı ya da Fenerbahçeli veya Beşiktaşlı olma temelinde birleşebileceklerini görürüz. Bu yaklaşım bir toplumun çimentosudur.

Oysa aksine, tüm sosyal demokratları bir spor kulübü, tüm muhafazakarları başka bir spor kulübü, tüm milliyetçileri de bir başka spor kulübü temelinde homojenleştirirsek, ya da aynısını coğrafik temelden bakarak yapmaya çalışırsak, toplumun çimentosu kaybolur ve yaşadığımız dünya Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’ne döner ki, tehlike de buradadır. Dante’nin İlahi Komedya’sından sonra en büyük cennet-cehennem tasviri olan Yüzüklerin Efendisi’nde Hobbitler, Elfler, Cüceler ve Orklar gibi kendi içinde neredeyse tamamen homojen olan topluluklar vardı. Örneğin sayıları makul miktarda olan Hobbitler, kısa boylu, komik ve zeki topluluklardır. Az sayıda olan Elfler’in hepsi güzel, iyi kalpli, zeki ve çok iyi ok atma özelliğine sahiptirler. Yine az sayıda olan Cüceler ise hepsi çirkin, iyi kalpli, güçlü ve zekidirler. Çok sayıda olan Orklar ise hepsi korkunç derecede çirkin, kötü kalpli, güçlü ve aptaldırlar.

Böylece Tolkien’in Orta Dünya’sında Hobbitler, Elfler ve Cüceler en azından zeki ve iyi kalpli olma temelinde aralarında iletişim kurabilmekte ve birleşmektedirler. Oysa onlarla hiçbir ortak özelliği olmayan Orklar, bu nedenle iletişime kapalı kalmakta ve bunun sonucunda, anlaşmazlıklarda tek yol olan savaşı tercih etmektedirler.

Bir segmentin tüm içeriğiyle homojen bir özellik taşıması, bir toplum için zenginlik değil fakirliktir. Böyle bir yapısal durum, aynı zamanda iletişim dilini de fakirleştirir. Her toplum ya da topluluk, aynen çocukluğumun sermayesi olan bilyeler gibi, bazen ideolojik renklerine göre, bazen büyüklüklerine göre, bazen yapıldığı malzemeye göre (inançlar, yaşam tarzları, tuttukları takımlar) ve bazen de menşelerine göre segmente edilebilirler.

Segmentler değişmez kurallarla homojen olmadığı sürece bu bir zenginliktir.

Mutlu yıllar dilerim.

 

Hakan Senbir Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Hakan Senbir Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları