Facebook
Twitter
Başa Dön
"TRENDS"

Yeni bir yıl, yeni bir ajanda

5 Ocak 2015 , Pazartesi 10:41
Yeni bir yıl, yeni bir ajanda
yelda@yeldaipekli.com

Her şey tanımsızlaştı, flulaştı, sınırlar yok oldu, tanımlar anlamsızlaştı... PostModern çağda artık hiçbir şey aynı kararlılıkla uzun süre devam edemiyor... Devrimcilik bile 140 harfle bir sonraki twite kadar sürüyor sanal dünyada... Nerde o eski Devrimciler sokaklarda ki eylemler... Eylem dediğimiz şey bile sanala taşındığından beri tanımını kaybetti.
 
Komünizm en tehlikeli, en güçlü fikirlerden biriyken nasıl odu da yok oldu? 
 
Ya sosyalizm nasılda aniden tanımsızlaştı.
 
Bu tanımsızlıklar içinde duygularımız, erdemlerimiz, amaçlarımız ve hedeflerimize neler oluyor?
Aşk sadece şarkılarda mı kaldı dersiniz?
 
Tutku bir bisküvi markası mı sadece?
 
Geçiş dönemi jenersayonu temsilcisi olarak herşey karmaşık geliyor. Duygular, hayatlar gibi yaşamlar da karıştı sanki. Karışıklığı negatif algılamayan bir felsefenin etkisindeyim... Hatta karmaşanın içindeki huzuru, ahengi ve ilhamı aradığım zamanlar da çokça... 2000’li yıllar insanın “insan olma” kaygısını keşfettiği yıllar... Daha içimize döndük, daha bireyselleştik. O kadar bireyselleştik ki orda “çoklaştık” işte. Tek başımıza hayatları, kalabalık yaşayalım istiyor. Ne muhteşem bir dilemma…
 
Hayatın anlamını sorsanız gelen cevaplar ya “Huzur”dur ya da “Bir lokma bir hırka kafi” kıvamındaki laflardır. Ne kadar gerçek,  algılayamıyorum oysaki bu söylemlerin samimiyetine inanıyorum, hissediyorum...
 
Bu kafa karışıklığı bir tek bende değil bunun rahatlığı içindeyim... Bu deli durumu hep birlikte yaşıyoruz farkında olalım ya da olmayalım... İşim Tüketici Trendleri; “İnsanlar ne ister, ne isteyecek” sorusu ile güne karışıyorum. Devamlı bu anlamda dünyanın her yerinde yapılmış araştırmalarını, yazılmış yazılarını, okuyorum-katılıyorum. Ve gördüğüm şu;  minimalizim etkisini bitirmeden barok ihtişamını bir yerden yakalıyoruz, basitlik en iyisidir dediğimizde, karmaşık iletişim ritüellerinin içinde kavruluyoruz, doğal yaşam temel prensibimizken avuç avuç “doğal” etiketli ilacı yutuveriyoruz, bir oda bir salon neyime yetmez derken "Ama bir de dolap odası olmalı ha bir de depo alanı" deyiveriyoruz. 
 
E doğal olarak; duygular karmaşıklaştıkça hayatlar ve hayat alanları da karmaşıklaştı. “Daha da” hissiyatı binaları da yükseltiverdi. Biz daha üst bilinçlere, akıllara akarken binaları da akıllandırdık.
Yatırımcılar Çin’i tutkulu Müşteriler diyarı olarak benimsediğinden beri bu farklı ülkede bir çok proje yönetmeye başladım... Başka bir dünya, başka bir doku. Emperyal geçmişi ve stratejik düşünme yeteneği çok güçlü olan, sabır ve sakinlik öğretileri uygulayan bir ülke. Gide gele bende daha fazla buranın felsefesinden etkilenmeye başladım. Çin medeniyeti, yaklaşık 5 bin yıllık yazılı tarihi ile dünyanın en eski medeniyetlerinden biri. Doğal olarak genetik kodlarına işlemiş bir farklılığı hissediyorsunuz. Mimari olarak da, yaşam trazı olarak da beni şaşırtmaya devam ediyor her gittiğimde. 
 
Son gidişimde Dünyanın en uzun yapıları listesinde yer alan Şangay Dünya Finans Merkezi'nde 2 tam gün geçirdim. Daha öncesinde bu listeye giren 2-3 binayı görme firsatım olmuştu ama hiç bu kadar içinde yaşamamıştım. 
 
101 katlı, 377.300 mt yükseklikte bir mimari anıt özeninde bir yapı. 2010 yılında tamamlanmış ve çok rüzgarlı Şangay'ın rüzgarına karşı koyabilmek için binanın tepesinde kocaman bir dikdörtgen boşluk bırakılmış. Bu boşluk aynı zamanda  “Dünyanın en yüksek açık hava gözlem güvertesi” olarak da kullanılıyor. Tek kelimeyle büyüleyici. Özellikle özel izinle gece seyri yaptığınızda insanın sınırsızlığını doyasıya hissediyorsunuz. Projenin çizimlerinde bu dikdörtgen boşluğun içine dünyayı temsilen bir yuvarlak hacmin olduğunu görüyorsunuz. Ancak, böyle bir görselin japon bayrağını anımsatacağı düşüncesi ile vazgeçiliyor. Böyle bir yapı içersinde “Post modern çağı” sorgularken bu yazının satırları dökülmeye başlamıştı kelimelerime... Ben Kelimelerin Ruhu olduğuna inananlardanım... Bir düşünce kelimeye dönüştüğü an kelebek etkisi de başlıyor... 
 
Dünya her sabah yeniden başkalaşıyor, daha fazla bilgi daha fazla aklımızı karıştırıyor. İşte bundandır ki “Karar verirken aklı saf dışı” bırakma dönemine girişimiz. Sınırları zorlarken hem “Daha fazlası” “Daha güçlüsü” ve nice “Dahalar” karnımızda kanat çırpıyor…
 
Bir kez daha anladım ki; ister gökyüzüne yakın, ister toprağa yakın olsun ama tüm binaların “Akıllı bina” olmaktan önce “Ruhlu bina” olması gerekiyor. Postmodern dünyada artık en çok ihtiyaç duyduğumuz  “daha”ların başında DUYGU geliyor. Daha duygulu, daha kalpten, daha “insan” olmak için “daha enerjisini” bize taşıyan bir yıl olsun 2015.
 

Yelda İpekli LinkedIn hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yelda İpekli Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yelda İpekli Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yelda İpekli Instagram hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorumlar
FaRkLaR Sözlük / 5 Ocak 2015 , Pazartesi 16:57
sokaklardaki eylemler... nasıl da aniden tanımsızlaştı. Gide gele ben de daha fazla Böyle bir yapı içinde
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları