Facebook
Twitter
Başa Dön
"TRENDS"

"Daha iyi"nin sınırları

8 Nisan 2015 , Çarşamba 10:07
"Daha iyi"nin sınırları
yelda@yeldaipekli.com

İnsanlık tarihinin en aç gözlü zaman dilimindeyiz. Hep daha fazla, daha iyi, daha hızlı, daha çokların içinde ruhumuzu dengeleme çabalarındayız.

Meksika'da Inka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla, tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola çıkıyorlar. Sonunda tepenin üstündeki görkemli Inka tapınaklarına geliyorlar.

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; "Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; "Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik..."

Çok paramız, büyük evimiz, çok kıyafetimiz, güçlü imajımız, sarsılmaz itibarımız, çok arkadaşımız (sanal bile olsa) olursa mutlu olacağımızı sanıyoruz. Hatta mutlu olmak yetmiyor ÇOK mutlu olmayı H E D E F L İ Y O R U Z.  Bu çoklar içinde şunu bile unuttuk;  mutlu olmak çokluk azlıkla ifade edilemez ve mutlu olmak bir hedef değil içsel bir tercihtir. Hiç düşündünüz mü, Pharrell Williams’ın HAPPY şarkısı neden bu kadar tuttu? Unutmaya başladığımız mağrur bir kavramı bize hatırlattığı için olabilir mi?

Milan Kundera "Yavaşlık" adlı kitabında; "Yavaşlık hep aldatır, hızlılık ise unutturur" diyor. Telefon hızlılık mesela, konuşulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Mektup oysa nerdeyse yazının bulunması kadar eski bir kavram bizlerde, aklımıza bile gelmiyor. Sevgi arayışı, aşk arayışı da işte bu “daha”lar dünyasında gönlümüze yerleşemiyor. Emek vereceğimiz, zamanı boş geçireceğimizi, ruhlarımızı eşleştireceğimizi tanımın çok ötesinde doyumlarda arıyoruz aşkı, sevgiyi... Günde ortalama 70 bin nöral mesaj alırken düşünmeye, hissetmeye değil yakalamanın peşinde perişanlardayız.

Hayat; hedeflerden değil anlardan oluşuyor.

Hayat; saatlerde aylarda değil, saniyelerde saklı.

Sevgi dediğimizde sadece kalbimizi hissettiğimizde saklı.

Daha iyiler sınırsızlıkta sizi peşine düşürürken iyi sadece gülümsemenizde gizli. Nazım Hikmet ne güzel demiş “Gülümsemek, adaleti bozuk düzene sessiz bir küfürdür." Amaçsızca, anlamsızca gülümseyin belki de “daha iyi”nin sınırını gülümsemekte bulacağız.

 

Yelda İpekli LinkedIn hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yelda İpekli Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yelda İpekli Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Yelda İpekli Instagram hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları