banner

Facebook
Twitter
Başa Dön
"TRENDS"

Gurur duymak dedin de…

23 Ekim 2017 , Pazartesi 15:50
Gurur duymak dedin de…
yelda@yeldaipekli.com

Konferanslarda, eğitimlerde örnekler üzerinden teorik bilgiyi aktarmak her zaman daha etkili oluyor.  Özellikle Türk markalarının başarılarının örnek olarak gösterilmesini çok değerli buluyorum. Kitabına uygun, akademik değeri olan, uluslararası ölçekte yer bulabilecek olanlar göz bebeğim. Sizinle bu sayıda paylaşacağım marka bu tanımları bana yaşatan derinlikte.

AİLE ŞİRKETLERİ

Dünyada ekonominin başlıca oyuncuları aile şirketleri. Forbes’in milyarderler listesinin %40’tan fazlası aile şirketi sahiplerinden, dünyanın en zengin ilk 10 şirketinin 7’si aile şirketi sahibi. Dünyanın en büyükleri Ford, Michelin, Ericsson, Peugeot, Loreal gibi şirketler de aile şirketleri… Dünyada birinci kuşak tarafından kurulan her 100 aile şirketlerinden sadece 3 tanesi 3.kuşağa kadar yaşayabiliyor. Öte yandan aile şirketlerinde oldukça nadir olsa da 750 yaşına ulaşmış olanları görmek de mümkün. “Kuşaklar boyu yaşayan ve büyüyen aile şirketleri” kurabilmenin yolu şirket, ortaklar ve aile arasında kesin sınırlar çizen, kurumsallaşmış bir aile şirketine dönüşmekten geçiyor. Bu veriler ışığında baktığımızda yazıya konu olan markayı şöyle değerlendirebiliriz.

Aile şirketi olmaktan, dünya sahnesine marka değeri ile çıkan bu markayı 2. kuşak temsilcisi Fatih Karaca şöyle anlatıyor:

1973 yılından günümüze sofra, mutfak ve ev tekstili sektöründe hizmet veren Karaca Grup bünyesinde 5 şirket bulunuyor. Karaca, Karaca Home, Emsan, Jumbo ve Cook Plus olmak üzere perakende, toptan, yurtdışı, franchise ve online satış kanalıyla yurtiçi ve yurtdışında faaliyet gösteriyoruz. Karaca Grup mağazacılık ağımızda 269 mağazamız ve 2.500’ün üzerinde satış noktamız var. Grup şirketlerimizde 1.800’ün üzerinde çalışanımız var. 2014 yılında başlayan yurtdışı hikâyemize bugün 15 ülkede 30 mağaza ile devam ediyoruz. 2019 yılında yüzde 100 büyüme hedefimiz var. Romanya, Polonya ve Almanya pazarında direkt yatırım ile kendi mağazalarımızı açarak toplamda bu üç ülkede 12 yeni mağaza açıyor olacağız.

Fatih Karaca; 2008’de yine bir kriz ortamında mağazacılık konusunda çalışmaya başlıyor. Aile anayasasını oluşturmak ve markayı konumlandırmak önceliği oluyor. Yoğun olarak açılan AVM’lerde iyi konumlandırılmış Karaca, dizilerin ratingleri alt üst ettiği günlerin de desteğiyle hızla bilinen fark edilen marka konumuna yükseliyor. Aile anayasasını oluşturmak; bir sonraki nesile aktarılırken aile şirketlerinin en temel gücü oluyor. Sadece oluşturmak değil bu prensiplere sadık kalmak, farkındalığını profesyonellerde aşılamak işin sırrı. Öncelikle şirketi o güne taşıyan değerlerin analiz edilmesi, anayasanın temelini oluşturur. Türkiye’de yüzde 25’lik pazar payını elinde bulunduran Karaca’yı zirveye taşıyan değerleri şöyle özetlemek mümkün. “İlkleri gerçekleştirir, hayalleri hayata geçiririz. Başarır, yeni başarıların gururunu yaşatırız. Hep daha iyisini yapar, kendimizi ve işimizi geliştiririz. Ayrıcalığı yaşatır, artı değerimizi katarız.”

Avusturya Viyana’da açtıkları mağazayı ziyaret ettiğimde hem müşterilerinin, hem ekibin bu değerleri içselleştirdiğini ve yaşattığını bizzat gözlemleme fırsatım oldu. Bir şirketin değerlerini tanımlayıp bunun üzerine oturtulan marka ve şirket kültürü sürdürülebilir itibar ve karlılığın sırrını oluşturuyor. Karaca’nın örnek alınabilecek ilk yönetim sırrı bu.

TASARIM

Tasarım, tasarlamak…
İç görü geliştirmek, kalbinin sesini dinlemek…

Yaşamı, insanı iyi analiz edebilecek ve farklılığı özde arayacak bir zanaatkarlıkta olmak sanırım kilit cümle… Zarf değil mazruf hikayesi yani…

Analiz edebilmek, öncelikleri belirlemek ve tüm bu verileri sanatsal yaklaşımla tasarlayabilmek bu sentezi yaşamaya sunmak… Tüm bu matematiksel dengenin duygusal boyuttaki etkisi, matematiksel zekanın gücü tasarımın marka değerini de getirecektir. Genetik kod çözüldü ama ya duygusal kod?

İşte artık fazlasıyla hissedeceğimiz olgu… Tüketimde, yönetimde, markalamada duygusal kodu arıyoruz.

Tasarım yalnızca rekabette avantajı yakalamak da değil marka değerini oluşturmada ve müşteri sadakatini oluşturmada da en önemli silah.

Ve Karaca bu konuda da atılımlarını hız kesmeden devam ettiriyor. Geniş bir tasarım kadrosu olan şirket, farklı vizyondaki tasarım anlayışını da bünyesine katmak için İspanyol tasarımcının dışında Hüseyin Çağlayan, Arzu Kaprol, Aziz Derin Sarıyer gibi kendi tarzlarında güçlü tasarımcılarla da yoğun çalışmalar içindeler. Aldıkları uluslararası ödüller Türkiye’nin tasarım sahnesinde ki gururumuz. Geçtiğimiz günlerde Unicef yararına yapılan “Bir fincan ile bir çocuğun hayatını değiştirin” mottosu ile  “Paylaşacağımız Bir Gelecek Var” projesi kapsamında Ara Güler, Ayşe Kulin, Prof. Devrim Erbil, Ferhat Göçer, Prof Dr. İlber Ortaylı, Kenan Doğulu, Kerem Görsev, Müjdat Gezen, Nilüfer, Rahmi M. Koç ve Varol Yaşaroğlu’nun da aralarında bulunduğu pek çok isim, çocuklar için kahve fincanı tasarladı. Markanın hem tasarım anlamında hem de ülkesinin geleceğine verdiği önemi ifade eden şahane bir sosyal sorumluluk projesiydi.

Tasarımı sadece ürün odaklı değil, markanın değerlerine, felsefesine katarak büyümek şirketlerde fark yaratır. Tıpkı Karaca’nın yaptığı gibi.

ALGIYI YÖNETMEK, MÜŞTERİ İLE DUYGUSAL BAĞ KURMAK

Samsung, Apple gibi teknoloji şirketleriyle daha çok hissetmeye başladığımız deneyim mağazacılığına ilk soyunan Türk markalarından biri olarak Karacayı görmek beni şaşırtmayacak. Mağazacılıkta deneyim, algıyla direk alakalı bir kavram. Birden çok algı organının olay, süreç, ilişkiler ve etkileşim dinamiği için mağazanın içinde yaşanıyor olması etkisini arttırıyor. Algının bütünsel olarak hissettirilmesi marka ile kurulan duygusal bağı da güçlendiriyor. Karaca’nın özellikle; son geliştirdiği İnci serisi müşterisi ile kurduğu duygusal bağın bir yansıması olarak tanımlanıyor. Pazarlama stratejisinin merkezinde “Paylaşacağımız Çok Şey Var” mottosu var. Geniş bir etnografik araştırma sonucu elde edilen inci ile kadın arasındaki duygusal bağ ürüne özel tasarıma yansıtılarak satışa sunuldu ve bu segmentin toplam satışlar içindeki payı yüzde 50’ye ulaştı.

Günümüzde var olabilmenin dinamikleri sektörler değişse de hep aynı.

Değerlerinin farkına var.

Müşterini tanı ve takip et.

İnovasyon, tasarımı müşterinden uzaklaşmadan ve değerlerini kaybetmeden yönetimin içine kat.

Dinle.

Yolun açık olsun Karaca ve bu yolda ilerleyen tüm Türk Markaları…

Yelda İpekli LinkedIn hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın
Yelda İpekli Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın
Yelda İpekli Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın
Yelda İpekli Instagram hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları