Facebook
Twitter
Başa Dön
DIGITAL WISDOM

Tecrübe mi İnternet mi?

7 Ağustos 2015 , Cuma 08:48
Tecrübe mi İnternet mi?
zehra.oney@360plusmedia.com

90’lı yıllarda internetin hayatımıza girmesi, günlük hayatımızı olduğu kadar, bazı sektörleri de geri döndürülemez bir şekilde etkiledi. İnternetin güçlenmeye başladığı 2000’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gazetelerin yıllık reklam gelirleri 65 milyar dolara ulaşmışken, 10 yıl içerisinde 20 milyar dolara gerilemesinin en büyük sebebi elbette ki internet.

Benzer bir dönüşümü müzik endüstrisi yaşıyor: Dünyanın en büyük müzik piyasasına sahip olan Amerika Birleşik Devletleri’nde 2000 yılında toplam 785 milyon CD, kaset ve plak satılırken 2014 yılında bu sayı 3’te 1 oranında azalarak 257 milyona kadar düştü. Bunun en önemli sebebi, elbette ki müziğin dijitalize olması ve kullanıcıların albüm satın almak yerine şarkı indirmeye ya da Spotify, Pandora gibi müzik servislerine yönelmesi oldu.

Kitap sektörü için de benzer bir dönüşümden bahsedebiliriz, son beş yılda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kitap satışları %22 oranında azaldı. İnternet sadece gazete, müzik ya da kitap sektörünü etkilemiyor; televizyon, radyo, açık hava ve diğer sektörlerdeki reklam gelirleri her geçen yıl internet karşısında azalmaya devam ediyor. Öyle ki, comScore’un yayınladığı reklam raporuna göre, 2016 yılında dijital reklam gelirleri, televizyon reklam gelirlerini geçecek.

İnternetin Dönüştürücü Etkisi

İnternetin sebep olduğu ekonomik, sosyal, kültürel dönüşümün izlerini hemen hemen her gün görmek mümkün. Çok değil, henüz 20 yıl önce sadece bireyler değil, toplumlar görece kendi içlerinde yaşarken, artık dünyada ne olup bittiğini anında öğrenebiliyoruz. Bunun etkileri de yine yıllar öncesi ile kıyaslandığında çok farklı ve bakış açısına göre yapıcı ya da yıkıcı olabiliyor.

Örneğin günümüzde bir marka ya da topluma mal olmuş ünlü bir kişi sosyal medyada “yanlış” bir paylaşım yaptığında özür dilemek zorunda kalıyor ve marka imajını tekrar eski saygınlığına kavuşturmak için çok çok fazla çabalaması gerekiyor. Bu noktada markanın ya da ünlü kişinin kaç senedir sektörde olduğunun ya da şimdiye dek topluma ne gibi katkılar sağladığının bir önemi olmuyor.

Benzer şekilde internet kültürü ile değişen davranış alışkanlıkları ile, on yıl öncesinin “moda” olan alışkanlıkları çok hızlı bir şekilde demode hale gelmeye başlıyor. Örneğin sinema severlerin VHS kasetlerle başlayan arşiv tutkusu, yerini CD ve DVD’lere, sonra Blu-ray disklere ve en sonunda da filmlerini bilgisayarda saklamaya kadar çeşitli formatlardan ve çeşitli aşamalardan geçmişti. Oysa günümüzde pek çok kullanıcı film arşivi oluşturmaya bile gerek duymuyor. Gerek duymadığı gibi, artık üretilen bilgisayarlarda da öyle devasa saklama alanlarına ihtiyaç duymuyoruz: 128, 256 ya da 512 GB’lık saklama alanları yetiyor. Zira artık arşiv ihtiyacımızı kendi sistemimizde değil, bulut teknolojilerinde saklama ya da Netflix gibi on-demand platformlarda izlemeyi tercih ediyoruz.

Hangisi Daha Önemli: Tecrübe Mi İnternet Mi?

İnternetin belki de hayatımıza dair en büyük etkisi ise bilgiye ulaşmada sağladığı kolaylık oldu. Örneğin günümüzde aklınıza takılan herhangi bir konuyu Google’a yazdığınızda binlerce kaynak bulabilirsiniz. Bu açıdan, örneğin mobil pazarlama ile ilgili en güncel teknolojik bilgilere, araştırma raporlarına, tezlere, kampanya sonuçlarına ulaşabilir; konu hakkında daha önceki hiçbir neslin sahip olmadığı kadar detaylı bilgiye çok kısa bir sürede ulaşabilirsiniz.

Bununla birlikte internetin çeşitli yan etkileri de yok değil. Örneğin siberkondri: Hastalık hastalığı olarak bilinen hipokondri ile teknolojinin birleşiminden oluşturulmuş siberkondride kişiler, internet üzerinden yaşadıkları belirtileri internette araştırarak kendilerine teşhis koymaya başlıyorlar. Bu durumun sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz elbette, zira sıradan bir baş ağrısı ile ilgili belirtileri araştırmakla beyin tümörü sonucuna ulaşan ve bu sebeple evham yapan pek çok kişi çevremizde yaşıyor.

İnternet üzerinden sahip olunan bilgiler elbette ki çok değerli, ancak doğru kaynağın öneminin gün geçtikçe arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu sebeple, konvansiyonel mecra olarak kabul edilen gazetelerin internet siteleri, en çok tıklanan sitelerin başında geliyor. Zira, insanlar yeni açılan bir habert sitesine güvenmek yerine, daha önceden bildikleri gazetelerin sitesine yöneliyor. Bağımsız mecraların, Twitter, Facebook sosyal medya sitelerinin etkisiyle doğru bilgiye ulaşmak için araştırma yapmanın gerektiği bir dönemdeyiz. Artık habere ulaşmak değil, doğru habere ulaşmak önem kazanıyor.

İnternet üzerinden okunan mobil pazarlama ile ilgili bilgilerle etkili ve başarılı bir kampanya hayata geçirmek ne kadar mümkün olabilir? Evet, belki bir kullanıcı tüm teorik bilgileri internet aracılığıyla elde edebilir, ancak iş o kampanyanın hayata geçirilmesine geldiğinde sizce ne kadar başarılı olabilir?

İşte bu noktada da tecrübenin önemi ortaya çıkıyor.

Nasıl ki, bir tıp fakültesi mezunu TUS’u geçmeden uzmanlığını alamıyorsa, internet üzerinden elde edilen verilerle sıfır tecrübeye sahip birinin başarıya ulaşma şansı da çok az olabilir. Bu noktada ilginç bir örnek vermek istiyorum: YouTube’da pek çok markadan, sanatçıdan daha fazla takipçiye sahip olan Pew Die Pie 1989 doğumlu bir genç: YouTube’da 38 milyondan fazla takipçisiyle sadece geçen sene 7.5 milyon dolar kazandı! Oynadığı oyunlarla ilgili yorumları paylaştığı sayfasının bu denli büyük bir fenomene dönüşmesinin tek sebebi internet kültürü değil: Pew Die Pie’ın oyunlar konusundaki tecrübesini, eğlenceli bir üslup ve kurgu ile sunabilmesi. Ancak bunu yapabilmek için sadece bilgi yetmez, bilgisayar oyunları ile ilgili geniş bir tecrübe ve dahası bu tecrübeyle harmanlanmış bir içgörüyü yansıtabilmek gerekir. Nasıl ki bir reklam yazarı kedi beslemiyorsa, kedi maması ile ilgili etkili bir reklam ortaya koyamaz ise, herhangi bir konu hakkında sadece araştırma yaparak o konuda etkili bir içgörüye sahip olmak çok zordur.

Dijital ve mobil teknolojinin hayatımızı değiştirmesinin etkilerini her gün deneyimlemeye devam ediyoruz. Fırsatları değerlendirmek için, yıllardır biriktirdiğimiz tecrübelerimizi  internetin sunduğu sonsuz fırsatlarla harmanlamamız gerekiyor. Ancak o zaman zamanın ve dünyanın gerektirdiği koşulların gerisinde kalmayarak, zamanın ruhunu yakalayabilir ve buna uygun yaşayabilir ve çözümler üretebiliriz. Çünkü ünlü filozof John Locke’un da dediği gibi, “hiçbir insanın bilgisi, edindiği tecrübenin ötesine geçemez.”

 

Zehra Öney Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Zehra Öney Facebook hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

Zehra Öney LinkedIn hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

www.zehraoney.com

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları