Facebook
Twitter
Başa Dön
DEĞER YARATMAK

Piramidin Tabanındaki Hazine

6 Temmuz 2011 , Çarşamba 10:14
Piramidin Tabanındaki Hazine
hansin@hansin.net

İktisat biliminde “Piramidin Tabanı” satın alma gücü paritesi ile yıllık geliri 3,000 Amerikan dolarının altında olan kişileri kasteder. Bu gelir düzeyinde bulunan kişilerin sayısının yaklaşık 4 milyar olduğu tahmin ediliyor. Birçok büyük şirketin iştahını kabartan bu grup, daha önce göz ardı edilmiş çok büyük bir pazar. Özel sektör tarafından yükselen/gelişen pazarlar olarak da adlandırılan bu grup, şimdiye kadar önemli ölçüde ekonomik aktivitelerin dışında tutuldu. Bu durum, piramidin tabanını oluşturan bu topluluğa özel sektör tarafından sağlanan birçok ürün ve hizmetin de ulaşamamasına neden oldu.

Joseph Stiglitz’in 2002’de Küreselleşme Büyük Hayal Kırıklığı adlı kitabında haklı olarak yaptığı eleştiride olduğu gibi: ‘Küreselleşme yeryüzündeki birçok yoksul için, çevre için ve küresel ekonominin kararlı bir şekilde işlemesi için doğru şekilde çalışmıyor’. Küresel ekonomide yaşanan yeni gelişmeler bu durumu değiştirmek için tarihi bir fırsat yaratmış durumda. Doğru politikalar ve uygulamalarla yönetilirse, bu süreçten herkes karlı çıkabilir.

Özellikle son yaşanan küresel finansal ve ekonomik krizle gelişmiş pazarlarda tüketici davranış şekilleri değişmeye başlayınca büyük şirketler ayakta kalabilmek için gözünü gelişmekte olan potansiyel pazarlara dikmiş durumda. Piramidin tabanında bulunanların oluşturduğu pazarın büyüklüğü ve üstüne üstlük bu pazarda daha temel ihtiyaçların bile karşılanmamış olması şirketleri hareketlendiriyor.

Küresel pazar hareketlerinde yaşanan bu gelişmeler piramidin tabanını teşkil eden 4 milyar insan için de tarihsel bir fırsat sağlıyor. Bu kişilerin yaşam kalitelerinin iyileşmesi, refah düzeylerinin artması ve hem tüketici olarak hem de üretici olarak yeni oluşan değer zincirlerinin içinde yer alabilmeleri için yeni seçenekler ortaya çıkıyor. Özellikle kamu sektörünün yetersiz kalabildiği sağlık, eğitim gibi sektörlerde yoksulların temel ihtiyaçlarının karşılanması toplumların genel refah düzeyini artıracağı gibi, insani kalkınmanın hızlanmasına da katkıda bulunacaktır. Kapsayıcı iş modelleri, bir yandan da özel sektöre daha önce iş gücüne dâhil olamayan nüfusu dâhil edecek, var olan iş gücünü de eğitim yoluyla daha nitelikli hale getirecektir. Şirketlerin oluşturduğu yeni istihdam alanlarıyla, düşük gelirli kişilerin yaşam kalitelerinde iyileşmeler olacaktır. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelerin üretkenliği arttırılıp toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla sürdürülebilir büyüme sağlanacaktır.

Özel sektör açısından baktığımızda ise, yoksulları kapsayıcı iş modellerini benimseyen şirketler yeni pazarlara daha kolay ulaşacak ve değer zincirlerini güçlendirerek kârlarında artış göreceklerdir. Ayrıca, yoksul insanların değer zincirinin farklı noktalarında üretici, toptancı, tüketici gibi roller üstlenebilmesi, şirketlerin genel maliyetlerini de aşağı çekecektir.

Türkiye’de de yoksul sayısını azaltmak, insani kalkınmayı gerçekleştirebilmek ve özel sektörün de bu sürece katılımını arttırabilmek amacıyla kapsayıcı iş modellerinin yaygınlaşması gerekiyor. Ancak, Piramidin Tabanı ile ilgili yenilenmiş satış hedefleri, şirketlerde yani iş yapma yöntemlerini zorunlu kılıyor. Alışılagelmiş iş modelleriyle bu pazara ulaşmak, pazarın ihtiyacına dönük ürün ve hizmetleri geliştirmek, fiyatlandırmak ve pazarlamak mümkün görünmüyor.

Süreç sadece özel sektöre bırakılmamalı, kamu, sivil toplum kuruluşları ve üniversitenin de sunabileceği destekleri sağlayacak platformlar işletilmeli. Böylelikle, kamunun sağlayacağı gerekli yasal altyapı, özel sektörün teknik bilgi ve finansman olanakları ve üniversitenin yerel toplumların ihtiyaçlarına dönük inovasyon çalışmaları bu kuruluşların işbirliği aracılığıyla sağlanırken, sivil toplumun farklı aktörlerinin katılımıyla toplumsal açıdan farkındalık düzeyi artırılacaktır.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar (GIM/BKP) Girişimi tarafından hazırlanan “Herkes için Değer Yaratmak: Yoksul Kesimle İş Yapma Stratejileri” raporunda belirtildiği üzere bu alandaki kısıtları beş ana başlıkta toplamak mümkün. Bunlar sınırlı pazar bilgisi, yetersiz mevzuat altyapısı, yetersiz fiziksel altyapı, bilgi ve beceri eksikliği ve finans hizmetlerine sınırlı erişim şeklindedir. Yapılan vaka çalışmalarında, bilgi ve beceri eksikliğinin en fazla görülen sorun olduğu tespit edildi. Bu noktada, öncelikle devletin kapsayıcı piyasalar adına gerekli yasal alt yapıyı hazırlaması öncelik taşıyor. Özel şirketler açısından baktığımızda, kapsayıcı iş modellerinin, sadece uzun dönemde insani kalkınmaya değil, aynı zamanda şirketin kârlılığı, pazar payı, değer zinciri gibi kısa vadede önem taşıyan hedeflerine de katkıda bulunduğunun vurgulanması gerekiyor. Kalkınma ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da bu sürece dâhil olmaları önemli bir değer sağlıyor. Bu platformlara katılım ve sürecin başarılı bir şekilde yönetilmesi için herkese iş düşüyor.

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları