Facebook
Twitter
Başa Dön
ARAMIZDA

Siz hiç “itibar yönetimi” planı olan siyasi parti gördünüz mü?

23 Haziran 2015 , Salı 17:33
Siz hiç “itibar yönetimi” planı olan siyasi parti gördünüz mü?
fugen.toksu@halklailiskiler.com

İletişim yönetimi, siyasi partilerin geleceğini etkiliyor

Ülkemiz yoğun bir seçim dönemini atlattı. Eskiden sabaha karşı belli olan sonuçlar, üç saat içinde açıklandı. Kazananlar sevindi, kaybedenler üzüldü. Partilerin aldıkları oylar tartışmaya açıldı. Artık yeni milletvekillerimiz var, yeni bir Meclisimiz var. Bizim için, ülkemiz için çok çalışmaları gerekiyor.

Toplumumuzun kalkınması, ülkemizin ekonomik olarak güçlenmesi, insanımızın bireysel gelişme ve kalkınmasının sağlanması ve rekabet gücümüzün yükseltilmesini sağlayacak yönetimlere ihtiyacımız bulunuyor.  

Seçim dönemini öncesi ve sonrası dahil olmak üzere hep birlikte yaşadık. Liderleri dinledik, milletvekili adaylarını dinledik. Sadece dinlemedik, seyrettik, izledik, açıklamalarını okuduk, hedef ve projelerini öğrendik.

Siyasi partiler de tıpkı bütün kamu ve özel kuruluşlar, STK’lar gibi, iletişime ihtiyaç duyan kurumlardır. Ayrıca bir de liderlik iletişimi var ki, hem birlikte hem de ayrı ayrı süreklilik içinde yönetilmesi gerekir.

Bizim bireyimiz, iletişim faaliyetlerinin dalgasında yer almaya alıştı, bu nedenle da yenilikleri ve yaratıcılığı yakalar durumda. Kendilerine doğrudan dokunan faaliyetleri daha iyi hatırlıyor, ruhuna iyi geliyor. Biliyorsunuz, Türkiye’nin eğitim ortalaması ilköğretim dördüncü sınıf civarında. Böyle olunca da, siyasi partiler öncelikle toplumun geneline kendilerini anlatmak zorunda. Devamında da hedef kitlelerini elbette ayrıştırarak farklı kanallarla ulaşmalılar.

Duygular, seçimlerde de etkin karar verici mi?
Acaba kaç seçmenimiz, partileri çalışmalarına göre değerlendiriyor? Veya kaç parti liderinin ülkeyi daha iyi yönetebileceğine, projelerine göre karar verebiliyor? Bir kitle var ki, bizim toplum yapımızda piramidin en alt tabanı, yani yüzdesi en geniş kitle. Onların karar vermesi için bir öndere ihtiyaçları bulunuyor. Genellikle aile reisleri yönlendirici oluyor.  

Kitleleri etkileyebilmekte “lider” olmak çok önemli. Öncelik, iyi bir lider fonksiyonlarına sahip olmak, kitleleri yönetebilmek, sürükleyebilmek, gücü gösterebilmek, inandırıcı olmak, ikna edebilmek… Peki bunlar bir partinin kazanması için yeterli mi? Elbette değil, çalışmak gibi bir ana faktör olmadan, ortaya çıkan eserleri görmeden kimseyi ikna edebilmek maalesef yeterli değil.

Gerçek olmak, olanı göstermek…
Siyasi parti ve liderler paralel çizgide olmalı. Kültürü farklı bir siyasi partiye, kültürü ve gelenekleri farklı kişileri lider olarak konumlandırmak geçmişle örtüşmeyebilir. Parti tabanı ile aynı paralelde geçmişi olmayan birinin liderliğini parti ağı ve halk çok sahiplenmeyebilir. Bu nedenledir ki, liderine inanmayan, gücünü benimsemeyen, fikirlerini kabul etmeyen ve lideri ile örtüşmeyen parti tabanı farklı sesler çıkartabilir.

Aslında demokrasi farklı seslerin ve fikirlerin buluşması elbette. Ama bu fikirler kendi ekseni içinde farklılık gösterip çokseslilik yaratırsa, o zaman partinin bütün sesini etkiler.
Önemli olan, kendi içinde bütünlük ama genel içinde çokseslilik ile yapılara zenginlik katabilmekte. Siyasetin kendine göre bir kültürü ve dili elbette var ama bu şaşırtıcı değil, bütün kurumların bir kültürü var, benzer kurumlarla rekabeti var. Biz iletişimcilerin işi ise bu farklılığa uygun stratejileri belirlemek.
 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları