Facebook
Twitter
Başa Dön
COGİTO, ERGO SUM

Kedinin başına ne gelirse meraktan gelirmiş …

3 Mart 2014 , Pazartesi 10:19
Kedinin başına ne gelirse meraktan gelirmiş …
emine.pura@halklailiskiler.com

Malum blog yazmak şimdilerde çok “in”. Niyet etmek de çok önemli de asıl sürdürmek zor. Çok seri yazan, hep içerik üretene de dikkat; “kes-yapıştırcı”lar var. Ama,  %100 kişisel üretim, el emeği göz nuru, sürekli içerik üreten gerçek blogger’lara şapka çıkarıp ayakta alkışlarım.

Alternatif tınıda bir blog yazım vardı. Lezzet köşelerini “keşfeden”, ticari amaçlarla “enfes”ler çakanlar ile sırf şikayet etmek için sivri biber tadında yazanlara alternatif olsun diye karaladığım. İlginçtir, koca harflerle sert bir-iki eleştiri çakılmışlığı vardır bu yazının. Oysa ki, yaşadığım oburluk ile merakın birleşmesi, İstanbul’da gitmediğim neresi var kaşıntısı, ne umdum da ne buldum sırasındaki komik gözlemlerimden öte bir şey değildi. 

Bugünlerde, iş güç, konumlama, yaratıcılık vs. yerine, böyle hafif bir şey iyi gelir diye düşündüm…

Kaymak ve kahvaltı üzerine yoğunlaştığım dönemde Kaymakçı Pando'ya siftah yaptım.

Ekşi sözlükten, İstanbul lezzet köşelerine kadar birçok yerde adı geçen Pando hakkında okuduklarım gidip kaymak almaktansa mekanı da görmek için bende merak uyandırdı. Orta hararette bir Haziran sabahı Beşiktaş Çarşı'ya gidildi. Pando'nun yeri çok kolay. Bu arada esnaftan "Pando ne ki? diyenler de var o ayrı. Tek cümle ile özetleyebileceğim bir deneyimdi benim için "Breakfast with Addam's Family". Eskiye, yaşlıya, rengi solmuş fotoğraflara, basit güzeldir yaklaşımına sonsuz sevgisi olan biri olarak değil aradığımı bulmak kendimi bir korku filminin içinde sanıverdim. Korku seviyesi giderek artan bir film hem de. Mekan küçücük ve çay ocağından bile küçük mutfaktan yumurtalar pişerken misafirler de sıcaktan pişiyor. Yerinden kalkmak, masadakileri toplamaya yardım etmek aman ha yasak. Kuzu gibi bekleyeceksin. Pando gelip duymadığı siparişleri alırken düzeltmeye kalkarsan da azar işiteceksin. Yanımdaki anne ve kızı her haftasonu gelirlermiş. Ben evde alasını yaparım, kızıma da bu eziyeti yaşatmam diye geçmedi değil yani içimden. Yumurtanın üstünde yüzen yağları gördüğümde, bu kadar geldik artık usulüne göre yiyeceğiz diye silip süpürdüm ama o yağlar hala bende eminim. Çayın ekşiliği ise aç karnıma zift gibi geldi.

Sonra heyecanla bal kaymak seansına başlandı. Bolu'da bir kaymak yemiştim seneler önce, peynir mi yağ mı kaymak mı belli değildi, öyle böyle birşey değildi. O kadar iyi ki yine anlamadım diye sadece kaymaktan sürdüm şöyle zengince ekmeğe bir daha denedim. Kaymak olmamış demek ayıp olacak o yüzden bala atayım suçu. Ben esanslı bala bal demem kaymağın tadını öldürürse.

Ekmek keserken yarıda bırakıp giden sonra da unutan Pando'ya yardım edeyim derken bir azar daha yedim. Korku bir yandan sıcak bir yandan, ekşimiş mide bir yandan köşeye sıkıştım (zaten oturmak için sıkışmak gerekiyor). Sonra kalabalık oldu dükkan, ayakta bekleyenler, sürekli bir şey anlatan yandaki anne, sıcak yükseldi mutfaktan, bir bastı ortam… Acilen hesap ödendi ve çıkış yapıldı...

Özetle, Beşiktaş'a yolunuz düşerse, macera dolu bir güne niyet ettiyseniz, buyrun. Yoksa lezzet duraklarında yazan herşeyi deneyeceğim diye yola çıktınızsa, Kaymakçı Pando'nun üstünü çizebilirsiniz.

Bu arada, iki azara rağmen Pando bana balon hediye etti:) (Gerçi balonu da bıraktım çıkarken, bir daha gidemem artık!)

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorumlar
Uğur Özmen / 3 Mart 2014 , Pazartesi 16:41
Bundan 20 sene önce, kaymağı kendisi yaparken Pando iyiydi. Her 2 - 3 yılda bir kez gitmeye başladım. Son gittiğimde zaten Pando yoktu. Saat 10.00 gibi geliyormuş. Dediğiniz gibi, artık üstünü çizebiliriz.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları