Facebook
Twitter
Başa Dön
MAVİ KÖŞE

DUYGULARIMI OKU VEKİLİM NE OLUR...

12 Haziran 2015 , Cuma 13:31
DUYGULARIMI OKU VEKİLİM NE OLUR...
zehragungor59@gmail.com

İlk kez bir yazı yazmak için bu kadar döndüm durdum. Haziran yazımı halklailiskiler.com'a göndermek için bir parça bekledim bu ay. Niyetim bir parça siyasi iletişimden söz etmekti ve seçim sonuçlarını görmek istedim doğrusu. Acaba seçim öncesi siyasi partilerin yapmış oldukları başarılı ya da başarısız iletişimin sonuçları sandıklara yansıyacak mıydı?

Sonuç: Evet yansıdı.

Gerek siyasi söylemlerin kurgulanmasında, gerekse diplomatik müzakerelerde her zaman alınan sonucun doğru bir iletişimle mümkün olabileceğini bir kez daha gördüm.

Dört partiden dilerseniz önce oyları aynı kalan ve çok az arttıran iki parti, CHP ve MHP'nin iletişimlerinden başlayarak ilerleyeyim.

CHP, seçim sırasında, "oy ver gitsinler" söylemi bende hep "koyver gitsin"i çağrıştırdı. "Gitmek" fiili bir slogan için oldukça riskliydi ve karşı tarafın gitmesi istenirken, bumerang gibi kendine de dönebilirdi. Hiç bir zaman "limon gibi sıkılmak istenmiyorsanız..." söyleminin önüne geçememişti.

ÇELİŞKİLER İLETİŞİMİ

Aynı CHP, her türlü provokasyon ve saldırıya karşı rakipleriyle söz düellosuna girmeme üstüne kurmuştu iletişimini ve bu iletişim modeli doğruydu. Kendi plan ve projelerini seçmenine anlatarak başarmak istiyordu. Fakat o da ne? Hem çok doğru dürüst kendi projelerini anlatıyor, hem de bir yerlere gönderme yaparak "Oy ver gitsinler" diyordu. Tam bir çelişki.

CHP'nin iletişimindeki ince mantık yanılmaları, doğru olabilecek bir altyapı varken kafaları bulandıran bir hal almaktaydı. CHP'nin çok az da olsa oy yitirmesi ya da oylarını arttıramamasında başarısız iletişiminin rolü de vardı.

MHP'nin oy artışını çok başarılı bir iletişim modelinin neden olduğuna bağlayamayacağım. MHP bu seçimlerde diğer iki parti gibi son derece arkaik bir iletişim modeliyle tabanına seslendi. İletişimini destekleyen en önemli unsur, karşıt görüşlülerin Meral Akşener'e saldırısı oldu. Unutulmamalı ki, iletişimde "hedef alınan mazlum" kazanır. MHP'nin çok kafa karıştırmasa da çok başarılı bir iletişim stratejisi olduğunu söyleyemem.

Gelelim bu seçimlerin kazanan ve kaybeden iki partisinin iletişim modellerine:

HDP'NİN LİDER FONKSİYONU

Barajı yüzde 10 ile aşması beklenen HDP'nin yüzde 10'un üstüne çıkmış olduğunu gördük. HDP'de lider yapılandırmasının çok doğru olduğunu söyleyebilirim: Genç, dinamik, bilgili ve zeki.

Liderin zekasıyla harmanladığı söylemleriyle iktidar partisine dil uzatması, ağzından çıkan her sözün bir ironi taşıması, güven veren söylemleri hep artı puandı. Ayrıca bu tür siyasi iletişimde lider modelinin de çok önemli olduğunu söylemek gerekir.

Lider tek başına bir iletişim unsuru. Türkiye'nin siyasi hayatının yakın geçmişine bakarsanız. Genç Parti'nin almış olduğu oyların liderinin meydanlarda gösterdiği performans,  giyim tarzı ve genç, yakışıklı olmasıyla paraleldi.

ANAP'ın "tonton" tiplemesi ve konuşurken sakin sakin kalem sallayan lideri, DYP'nin sakin kadın lideri, MSP'nin ağır ve sakin edalı lideri, DSP'nin, barışı vurgulayan mavi gömlekli sakin lideri...

Bu liderlerin beden dilleri ve duruşları ve sükunet ve huzurlu ses tonları onlara oy kazandırmıştı.

LİDERİN MÜZİKLE UĞRAŞANI MAKBULDÜR

Dikkatli bakılacak olunursa kaşı çatık, yüzü gergin hiç bir lider zirveye çıkamamakta. Ayrıca liderlik fonksiyonları içerisinde ısrarla vurgulamak istediğim, bu seçimlerde gözden kaçmış bir unsurun da, liderin müzikle uğraşması.

İletişimde, liderlik iletişiminde, müzik enstrümanı çalan liderlerin doğru bir iletişim modeli sergilediklerini söyleyebilirim. Bill Clinton'ın saksafon çalması ve HDP liderinin saz çalması aynı iletişim modelinin ürünü olarak okunmalı. Halk duygularını okşayan yetenekleri olan liderlerle hem zihinsel, hem de duygusal bağı çok kolay kurabiliyor.

Bu seçimlerde ağır yara alan iktidar partisi AKP'nin iletişim modeli ise yanlışlarla doluydu. İlk kez Cumhurbaşkanı tarafsızlık duvarlarını zorlayarak, eş başkan gibi partinin lideri varken ikinci bir lider konumlandırılmasıyla ve saldırgan bir iletişim modeliyle, sükunete prim veren seçmen tarafından reddedildi.

İletişim modellerinde bazı medya kuruluşlarını suçlamaları; sürekli rakip, muhalefet partilerine yüklenmeleri; yeni bir politika ortaya koyamamaları yanlış iletişim taktikleri olarak sergilendi. Kendilerini ifade ederken karşı taraf için sürekli eleştirel dil kullanmaları onların anlaşılmasını güçleştirdi.

Siyasi partilerin siyasi söylemleri ve iletişim modelleri her ne olursa olsun, sandıktan çıkan sonuç kimin doğru, kimin yanlış anlaşıldığını gösteriyor. Unutulmamalı ki, iletişimde esas olan sizin ne söylediğiniz değil, karşı tarafın sizin söylediklerinizden neler çıkarttığıdır.

Öyle umuyorum ki, siyasi partiler ve özellikle parti liderleri bir sonraki seçimlerde bu iletişim ve iletişimsizliklerini iyi inceleyip yollarına devam ederler.

Bir sonraki aya kadar iletişimsiz kalmayın.

 

Dr. Zehra Güngör Twitter hesabına ulaşmak için lütfen tıklayın

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları