Facebook
Twitter
Başa Dön
İŞ DÜNYASINA BAKIŞ

Yeni güç odağının

14 Mayıs 2012 , Pazartesi 13:14
Yeni güç odağının
rbozkurt@dunya.com

İşyerlerimizde başarılı sonuçlar üretebilmemiz için, işimizin "dünya bağlamını" iyi analiz etmemiz gerekiyor. Bu bağlamlar arasında yer alan ve yakından izlememiz gereken "Bilgi Toplumu aşamasına geçiş", "göçler ve kentleşmenin etkileri" daha önce tartışıldı. "Ekonomide güç odağındaki kayma bağlamı" çağımızın üçüncü temel eğilimini ve gücünü oluşturuyor. Bu gücün değişik yönlerine ilişkin değerlendirmeleri bundan önceki iki yazıda paylaştık. Denememizin bu bölümünde, ülkelerin eylem ve fikir ihraç etme düzeyine gelmesi, geçmişin değil geleceğin ürünlerini üretme aşamasına geçiş, modern olanının iksiri olan verimlilik düzeyleri, sistemlerde ezber ve sıkılık yerine eleştirel aklın yarattığı girişimci enerjisi yaratma; zeka, hızlı düşünme ve sorun çözme gibi niteliksel gelişmeler üzerinde duracağız.

Eylem ve fikir ihraç edebilme. Güç merkezi olmanın çok temel göstergelerinden biri de "eylem ve fikir ihraç edebilmedir". Sanayi Devrimini yaratan ülkeler, değerler sistemini bütün dünyaya ihraç etmiştir. Güç odaklarının kendi değerler sistemini dayatmaları ve ihtiyaçları olan kaynakları kontrol altında tutma çabaları, neredeyse 300 yıldır uluslar arası ilişkilere hakim olmuştur. Gelişmekte olan toplumlar, hep ithal kültürün etkisi altında kalmış, sorunların çözümü için tasarlanan çözümler ulusal kültüre, değerler sistemine ve kaynakların ulusal yararlar için kullanılmasına çoğu zaman uyuşmamıştır.

Bir ülkenin ya da bölgenin "kabul edilebilir güç" haline gelmesi, yaratacağı "imaja" önemli ölçüde bağımlıdır. Kaba gücün yarattığı imaj uzun soluklu olmaz; tersine kaliteli fikirlerle beslenen imajlar kalıcı ve etkilidir. Tarihte hiçbir fikir kaba güçle yok edilememiştir; ablukalarla, bombardımanlarla yenilgiye uğratılamamıştır. Bir fikri yenmek için daha iyi, daha çekici ve kabul edilebilir bir fikir ortaya konulmalıdır.

 İmaj, başka toplumlarının o ülkeyi nasıl gördükleri ve tanımladıklarıyla ilgilidir: Ülke insanının konukseverlikleri, ürettikleri ürünlerin kalitesi, kültürünün diri ve canlı olması, ülke yönetenlerin insan hakları ve düşünce özgürlüğü karşısındaki tutumu, çevre bilinci ve korumasına ilişkin tavır, yoksulluğun yenilmesi için alınan önlemler, ekonominin gücü, o ülkeye turist olarak insanların gitmeyi istemesi, o ülkede yerleşme ve çalışmayı isteğindeki artış vb. eğilimlere bakılarak ülke imajları ve pazarları hakkında bir kanıya varılıyor. " Güçlü ve olumlu imaja sahip olan ülkeler daha fazla ürün ihraç edebiliyor, daha çok kültür, daha çok insan, daha iyi hizmet, daha çok yatırımcı ve daha çok göçmeni kendilerine çekiyor  ."

İyi bir imaj, "kabule edilebilir yumuşak gücü" besleyen kaynaktır.
Bugünlerde gündemin önemli konularından biri " küresel mali standartların" belirlenmesidir. Üç kuruluş hareketli: Basel Bankacılık Denetim Komitesi, Uluslararası Muhasebecilik Standartları Kurulu(IASB), Uluslararası Mali Raporlama Standartları( IFRS)  .Yüksek nitelikli standartlar yayınlayıp benimsetme çalışmaları yapan adı geçen kuruluşların içinde olmak, gelişmeleri içerden izlemek ve etkilemek çok önemli bir güç kaynağı.

"Küresel ya da bölgesel güç oluyoruz" dendiğinde, bölgeye ve dünyaya yön veren kurallar, standartlar ve kurumlar tasarlayanlar arasında bulunma ve etkili olma düzeyinize bakılır. Geleceği inşa edecek olan yapıları, işlevleri ve kültürü belirleyen entelektüel kapasiteye sahip olmadan kabul edilebilir güç olabilmenin olanağı yoktur.

Kabul edilebilir gücün etkili ve uzun soluklu olanı fikir ihraç etmedir. Bu fikirleri ihraç edilmesinin araçları ise çok değişiktir: Teknoloji yardımından sosyal yardımlara, üniversitelerde öğrenci okutmaktan, okullarda bayrağını taşıyan araç gereç yardımına kadar yayılabilir.Sinema filmlerinden TV filmlerine popüler kültürü taşıyan araçlar fikir ihraç etmenin etkili araçlarıdır.

Eylem açısından en önemli gösterge, istihbarat örgütlerinin operasyonlarından, askeri gücün kullanımına kadar uzanır.ABD halen kabul edilebilir güç olarak bazı ülkelerde kitle ayaklanmalarını yönlendirdiği gibi, Panama'dan Irak'a, Afganistan'dan Bosna'ya askerini gönderebiliyor; çıkarlarını kaba güçle de dayatabiliyor.

Ekonomik güç odağındaki değişmenin bir varsayım olmadığını, bir olgu haline geldiğini kabul ediyorsak ;güç-odağı toplumların kaynaklarını, değerler sistemini, olası davranış özelliklerini yaşamımızın bütün alanlarında yakından izlememiz gerekir.

Geçmişin değil geleceğin ürünlerine odaklanma. Kabul edilebilir güce doğru ilerlemenin temel göstergelerinden bir diğeri de geleceğin ürünlerinde söz sahibi olabilmedir. Geleceğin teknolojisi olarak adlandırılan nanoteknoljik ürünlerin 400 milyar dolarlık bir pazarı olduğu hesaplanıyor. Nanoteknolojik ürünlerin 2017'de 3 trilyon dolarlık pazar büyüklüğüne erişeceği öngörülüyor. Nanoteknoloji merkezleri, morötesi ve kızılötesi dalgaların radyofrekansları ve mikrodalga spekturumuna kadar geniş bir yelpazede sivil ve ekseri uygulamalar için araştırmalar yapıyor. Işık kaynakları üretme ve algılama teknolojileri, kimyasal ve biyolojik nanosensör aygıtlar geliştiriyor. Uzay teknolojilerinde kullanılacak yüksek frekans çeviriciler üzerinde çalışıyor .

Bir başka geleceğin malzemesi karbon elyaf ve karbon elyaf kompozitlerdir. Karbon elyaf ve türev ürünleri, üretim maliyetlerinde yarattıkları üstünlük kadar, entegre çözüm olanakları yaratarak rekabet gücüne de olumlu katkı yama özelliğine sahip  .

Ürettiğimiz ürünlerin yerine başkaları konabiliyorsa, artık onlar geleceğin değil, geçmişin ürünü haline gelmiştir. Tekstil ve tarım alanında 'fazla özelleşmemiş ürünler" söz konusu olduğundan, hangi ülkeden geldiği önemini yitiriyor. Teknoloji, insandan bağımsız olarak özelleşmemiş ürünlerde kalite homojenliği yaratıyor. Kalite homojenliği, ürünün kaynağından çok "markasını" öne çıkarıyor  .Tüketiciler markaları ve markaların vaat ettiği değerleri dikkate alarak satın ama kararı veriyor.

Geleceğin ürünleri kuşkusuz nanoteknoloji ve karbon elyaf ve türevleriyle sınırlı değil… Biyoteknolojiden elektroniğe daha bir dizi öncü alanda var olma, kabul edilebilir güç yaratmanın gerek şartını oluşturuyor. Soyut teknolojileri somuta indirgeme, üretmek kadar ve belki de ondan fazlası tasarlama gücün asıl kaynağı oluşturması. Çok değişik alanlarda geleceğin ürünleri üzerinde çalışmaların yoğunlaşması; iddiası olan toplumların öncü alanlarda gerekli Ar-Ge için kaynak ayırması ile somutlaşıyor. Bir ülkenin kabul edilebilir güç olması, geleceğin ürünlerindeki "öncülüğü" ile de ilgili. Geleceğin ürünlerine ilişkin eğilimleri yakından izlemeden, kendimize özgü alanlar yakalayarak gelişmelerin içinde yer almadan birikimlerimizi koruma ve uzun soluklu bir gelişme yaratma olanağı kalmıyor.

Verimlilik düzeylerini yükseltme. Kabul edilebilir gücün önemli göstergelerinden biri de verimliliktir. Sermaye kaynakları, insan gücü ve teknoloji bir araya gelerek zenginlik üretilmektedir. Bu üç temel kaynak hakkında "net bilgi" verimliliği artırmanın ilk adımıdır. İkinci adım, üç temel kaynağı uygun dengeler içinde "koordine" etme… Son adım da, güçleri dağıtarak israfa yol açmama için "odaklanma"
Zenginlik üretmenin gerek şartlarından biri de çalışma yaşamına gelmiş her insana geçimini sağlayacağı bir iş yaratmadır. Bir ailede çalışan aynı kişinin gelirinin artması önemli değil, ailede herkesin iş sahibi olabilmesi önemlidir. Bu açıdan bakıldığında, insan kaynağını verimli kullanma olanaklarının yaratılması gerekir. Herkesi iş sahibi yapma açısından önemli olan özel bir gelişme de "kadın nüfusun iş yaşamına" katılımıdır.

Verimliliği artırmanın "kabul edilebilir güç" yaratmadaki önemini açıklamak için Türkiye ve Güney Kore örneği yeterli olabilir: Türkiye'nin 2010 yılı gayrisafi milli hasılası 734 milyar 364 bin olardır. Güney Kore'nin de 1 trilyon 100 milyar dolar. Türkiye dünya sıralamasında 17'ıncı, Güney Kore ise 13' uncu. Türkiye kişi başına verimlilik düzeyini Güney Kore düzeyine çıksa, aynı ülkedeki kadın nüfusun katılım oranı yakalanıp 12 milyon kadın istihdama katılsa, gayrisafi milli hasıla 1,5 trilyon dolar yükselir; ülkede dünyanın 11'inci ekonomisi düzeyini yakalardı .

Ezber ve katılık yerine eleştirel aklın esnekliğini öne çıkarma. Bilgi Toplumunun temel girdisi işimizle ilgili net bilgi sahibi olmaktır. Saklı bilgilerin açığa çıkarılması, açık bilginin yaygınlaştırıp derinleştirerek zenginlik üretimini artırması önyargıların, yerleşik doğruların, kalıp düşüncelerin, kör inançların kırılması ve "tek tip düşünce algısının" aşılması gerekir. Çok seslilik, ortak değerler, ortak irade, ortak yararlar, ortak projeler ve ortak kurumlar yaratılarak işletilmesi kaynakları etkin ve verimli kullanmanın gerek şartıdır.

İleriki aşamalarda tartışacağımız "sınırlı şeffaflıktan sınırsız şeffaflığa geçme eğilimi" bağlamında da analiz edeceğimiz açıklık ilkesi, ezberi bozan, katılık yerine özgür tartışmayı öne çıkaran, eleştirel aklın farklı pencerelerden bakma zenginliğini kullanan anlayış, kaynak kullanmada verimliliği artıran çok temel bir etkendir. Eğer, bir toplum çevresinde ya da küresel anlamda kabul edilebilir güç olmak istiyorsa, önce kendi içinde eleştirel aklı öne çıkaran ortam ve iklimi yaratma zorundadır. Bir iş örgütünü yönetenler padişah iradesi gibi "tek tip düşünce" yerine, "paylaşımcı ve katılımcı tartışmayı öne çıkaran ortam" yaratırlarsa, güçlerini artırabilir ve uzun dönemli geleceği güven altına alabilir. Tersi bir tutum ekonomideki güç merkezinin değişmesi sürecinde sağlıklı bir konumlanmayı engeller.

Zeka, hızlı düşünme ve sorun çözme. Gücün etkinliği, zeka, hızlı düşünme ve sorun çözme yeteneği gerektiriyor. Önce de değinildiği gibi, etkin bir güç 'entelektüel kapasitenin yeterliliği" ve " sistem kurma yeteneği" ister. Entelektüel kapasitenin işlerliği, analitik yeteneğin geliştirilmesiyle ilgilidir. Bir başka boyutu, insanın kendisine yatırım yapmasını gerektirir. İşinde ustalık düzeyine çıkma, işiyle ilgili geçmişteki oluşumları bilme, gelecekle ilgili bağlam ve bileşenlere egemen olmak gerekir.
Genç, eğitimli ve dinamik bir nüfusa sahip olmak zeka, hızlı düşünme ve sorun çözme için önemli bir fırsat. Bilindiği gibi, yaratıcı fikirleri genellikle 35-40 yaş arasındaki insanlardan daha çok
Göç alabilecek cazibe yaratma da beyin göçünü çeker; diğer toplumların yetişmiş hazır insanları kullanırız. Bu cazibe de "kabul edilebilir gücü" pekiştirir.
 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları