Facebook
Twitter
Başa Dön

Ahmet Pura; "Bir yönetici, reklam ve halkla ilişkiler çalışmalarından güven bekler"

11 Mart 2013 , Pazartesi 15:03
Ahmet Pura; "Bir yönetici, reklam ve halkla ilişkiler çalışmalarından güven bekler"

 

Ahmet Pura; "Reklam ajansınız, PR ajansınız ve diğer iletişim hizmet ajanslarıyla ne kadar uzun vadeli çalışırsanız, onlar sizi yönlendirirler hatta yönetirler, çok da verimli çalışmalar çıkar"

Çok teşekkür ederiz bizi kabul ettiğiniz için. Ben aslında biraz reklamveren kavramını açmak istiyorum. Kimdir reklamveren? Sadece reklam mı veriyor yoksa, halkla ilişkiler sektörü için de işveren mi? Reklamveren kavramı biraz daha farklılaştırıyor konuyu.

AP: Sıkı soru. Ben reklamvereni elinde ürünü veya hizmeti olup, hem şirketini, hem çalışanlarını, hem de kendini güçlendirmek adına, ürününü ön plana itmek isteyen kurumların kavramı olarak görüyorum. Marka olmadan ticari yaşamı, sınai yaşamı sürdürmenin mümkün olmadığını bugün hepimiz biliyoruz. Onun için reklamveren, ürünü ve hizmeti olan, tüketicisi ile bütünleşmek isteyenin yaptığı bir ek çalışmadır diye düşünüyorum reklam yaptığı sürece reklamverenin.

Adı üstünde; reklamveren. Ama reklam alan çok. Reklamverene hizmet veren bütün sektörlerin de adı herhalde reklam alan olacak. Bu anlamda özellikle ülkemizde bunun gelişmeye yönelik çok uzun yolu olduğunu düşünüyorum. Özellikle dijitalin de hakim olduğu bir dünyada, PR dünyasında da, belki de bu sektörün içinde reklamcılar ve PR'dan sorumlu arkadaşlarımız en eskileri, oralarda biraz atalet görüyorum. Sanırım dijitalin bu kadar beklenmeyen hızı özellikle PR ve reklamcılık sektöründe farklı bir dünya görüşüne ulaştırır diye düşünenlerdenim.

Kesinlikle. Dijital çok farklı bir hızla hepimizin hayatında ve hepimizin iş yapış biçimlerini değiştirmiş durumda aslında. Uyum gösterdiğimiz sürece başarılı olacağız. Aksini zaten düşünemiyorum.

Ahmet Pura; "Markalaşma hem yatırım, hem sabır meselesi"

Reklamveren reklam kampanyasından ne bekler? İyi reklam kötü reklam, başarı nerede?

AP: Sektörün içindeki herkes tartışıyor, ufak bir anekdot ile gireyim isterseniz. Daha önce görev aldığım bir kuruluşun Yönetim Kurulu Başkanı, beni çok önemli bir reklamcı ile tanıştırdı ve bundan sonra reklamlarımızı ona verirsek iyi olabileceğini söylemişti. Bir süre sonra biz o reklamcı ile çalışma kararı aldık. Reklamcı ilk toplantısında bana şöyle bir mesaj verdi; "Kampanya çok muhteşem bir kampanya olacak. Ahmet Bey lütfen stoklarınızı çok muhteşem bir şekilde hazırlayın" dedi. Ben de kendisine bu reklam kampanyasından ve buna benzer reklam kampanyalarından satışı arttırıcı değil, markayı güçlendirici şeyler beklediğimizi söyledim. "Yok yok ben farklı bir reklamcıyım, fabrikanızı ve stok alanlarınızı çok iyi değerlendirmenizi öneriyorum" dedi. Reklam kampanyası dört ay sürdü, dört ayın sonundaki iki ay sonra değerlendirme toplantısına gittik. Ben dedim ki kendisine; "Çok güzel bir kampanya oldu fakat sizin ilk gün söylediğiniz gibi biz depoları da üretimleri de ayarladık, herhangi bir gelişme olmadı" dedim. O da dedi ki; "Siz herhalde beni yanlış algıladınız, imaj kampanyasıydı, satışa yönelik kampanya değildi."

Ahmet Pura; "Reklam uzun vadeli yatırımdır"

Şimdi yumurta tavuk, tavuk yumurta meseleleri var. Ama ben şöyle diyorum, bazı yerlerde söyleyişilere de gidiyoruz, markalaşma nedir, nasıl olur dedikleri zaman, markalaşmanın hem yatırım meselesi hem sabır meselesi olduğunu, Türkiye'de neden markalaşamıyoruz dedikleri zaman da, bizde çok sabır olmadığını ifade ediyorum, kendi dünyam içerisinde söylüyorum bunu.

Reklamı da uzun vadeli yatırım kabul etmekte yarar var diye düşünüyorum. Çünkü reklam neticede marka yatırımıdır. Marka yatırımının da dönüşünü kısa vadede beklemek çok akılcı olmaz kanaatindeyim. Onun için reklamı ben uzun vadeli fabrika yatırımı gibi, bina yatırımı gibi, insan yatırımı gibi çok farklı değerlendirilmesi gereken bir yatırım aracı olarak görüyorum.

Ahmet Pura; Ucuz hesap yapıp, çalıştığınız her alandaki size hizmet veren ajansları sık değiştirirseniz o kültürün devamını sağlayamazsınız

AP: 3 sene önce Dünya Reklamverenler Federasyonu toplantısı İstanbul'daydı. Oradaki konuşmacılardan bir tanesi dijitalin de gelişmesini anlatırken dedi ki, "Önereceğim önemli iki üç konu var ama en önemlisi reklamverenin her alanda çalıştığı ajanslarla çok uzun vadede çalışma şansını elinde tutmasıdır." Bu niye? Ucuz hesap yapıp, çalıştığınız her alandaki size hizmet veren ajansları sık değiştirirseniz o kültürün devamını sağlayamazsınız. O nedenle reklam ajansınız, PR ajansınız ve buna benzer ajanslarla ne kadar uzun vadeli çalışırsanız, onlar sizi yönlendirirler hatta yönetirler, çok da verimli çalışmalar çıkar. Onlarla ilişkilerin uzun vadeli olması çok önemli.

Şimdi iş hayatımızda bunu çok göremiyoruz veya az gördüğümüz örnekler ama aslında çok daha uzun vadeli ele ele tutuşup yürümenin yollarını hem kuruluşlar hem hizmet veren ajansların daha iyi noktalarda buluşarak başarıyla ilerlemeleri önemli.

AP: Umarım öyle olur. Çünkü bugünün dünyasında iki tane çok önemli faktör var, ben bunu yönetimsel açıdan söylüyorum. Bir reklam verenin satın alma süreçleri, ikincisi kendilerine hizmet veren firmalarla sadakat ilişkileri.

Satın alma süreçleri dediğiniz zaman olay tamamen fiyata bağlanıyor. Özellikle üçüncü partilerin, hizmet alanındakilerin fiyatları, nasıl bugün bir ressamın tablosunu alırken fiyat pazarlığı yapmak ayıpsa, bu anlamda da rekabeti kızgınlaştırmamak adına çok fazla pazarlığa gerek yok. Bir taraftan bu konuda hizmet veren ajanslara da selam ola. Onlar da birbirlerinden müşteri almak adına fiyatlarla çok oynamasınlar.

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Medya
GALERİ
VİDEO İZLE
Yorum Yazın