Facebook
Twitter
Başa Dön
  • Anasayfa >
  • MARKA >
  • Kişisel Markanız mı önemli, yoksa Kurumsal Markanız mı?

Kişisel Markanız mı önemli, yoksa Kurumsal Markanız mı?

18 Haziran 2011 , Cumartesi 12:00
Kişisel Markanız mı önemli, yoksa Kurumsal Markanız mı?

Kişisel markanız nedir?

Markanız sizin hakkınızda ne söylüyor?

Kültürün markayla doğrudan ilgili olduğunu düşünüyor musunuz?

Markaların, vaatler ve insanların hareketleri ile yaratılıp korunduğuna dair birçok kanıt var. Sınırlar arası marka oluşturma çalışmaları yapıyorsanız, küresel ve yerel bakışları planlamak ve bunları ortaya çıkartacak mesajları hazırlamaktaki hassasiyet sizin için önem taşır. İster yaratma modunda ister koruma modunda olsunlar, hepsi markanın esas özelliklerini biliyorlar ve onlara yakın kalıyorlar.

Dünya ve Türkiye için en önemli ve güncel marka krizi Toyota’da. Toyota dünya başkanı bu süreçte hem kişisel markasını hem de kurumsal markasını yönetme sancısı içinde. Elbette geleceğe dönük çalışmaları, kişisel markasını ve kurumsal markasını bu krizden kurtarmak için yapacaklarını dünya ilgiyle takip edecek. Bir de bunu dünya çapında düşündüğümüzde büyüklüğünü ve önemini daha da iyi kavrayacağız. Bakalım Toyota dünya bazında bu başarıyı sergileyecek mi?

Toyota gibi bir markadan elbette sorunu inkar etmesi beklenmez, en azından sorunu tüketicinin tespit ederek dile getirmesinden önce ar-ge çalışmalarıyla tespit edilmesi önemliydi. Marka vaadi ile ters düşecek marka yönetimi, global markaların tercih etmeyecekleri bir yol. Krizde en çok zararı marka görüyor, toparlanması da zaman alıyor, en büyük sermayesi ve destekçisi ise tüketiciler ve çalışanlar. Sahip çıkmayı ve değerini bilmeli…

Markayı nasıl koruyacağız ?

İyi gözlemleyin ve hızlı hareket edin: Problemlerden erken uyarı almak için bütün araştırmaları kullanın, tüketicileri iyi dinleyin ve senaryo planlaması yaparak cevabınızı hızlandırın. Hukuki olarak neyin yapılıp neyin yapılmayacağını öğrenin.

Karlılığı değil Markayı düşünün: Ciro kaybetmek, iyi bilinirliğin değerinin yanında hiçbir şey. Ciroyu değil markayı düşünün.

Seslerin yankısını dinleyin: Durun ve bir ülkede yaptığınız hareketin başka bir ülkede nasıl bir düşünce oluşturduğunu düşünün.

Çalışanlarınızla konuşun: Çalışanlarınız yönetimden çok daha fazla markanızı korur. Global pazarlarda, ne olduğunu bilmelerine izin verin, doğru bilgi akışını sağlayın ve güncel tutun.

Tüketicilerinizi dinleyin : Tüketicileriniz, sizin markanızı yaşatacak kitledir. Açık ve dürüst davranarak güvenlerini kaybetmemeye çalışın.

Her yönetici öncelikle kişisel markasını yönetmelidir

Kişisel markasını yönetemeyen yönetici, kurumsal markasını yönetmekte elbette zorlanır. Kuruluşlar yöneticilerin itibarıyla değer kazanırlar.

İster kişisel ister kurumsal marka olsun, markaya gereken önem verilmezse, çok daha üzücü durumlarla karşılaşabilirsiniz. Yönetici olarak, bütçeleri, üretimi, satışları, karlılığı, çalışanları yönetmek kadar, markayı da yönetme sorumluluğunuz bulunuyor. Yani marka yönetimi, kuruluşlar için zorunlu bir yönetim fonksiyonu. Ancak işin sırrı, açık, doğru, gerçek ve inandırıcı vaad ve bilgilerle markayı yönetmekte. Aksi takdirde başarısız bir yönetim ve başarısız bir yöneticilik gündeme gelir.

Kendinize haksızlık etmeyin, kendinizi önemseyin, kendi markanızı ve kuruluş markanızı yönetmeye özen gösterin. Bol şanslar…

 

Kaynak

The BrandAge

Fügen Toksü

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın