Facebook
Twitter
Başa Dön

Vahap Munyar; "Halkla ilişkiler sektörünü iyi yaşatmamız, iyi tutmamız gerekiyor"

4 Eylül 2012 , Salı 09:55
Vahap Munyar; "Halkla ilişkiler sektörünü iyi yaşatmamız, iyi tutmamız gerekiyor"

Vahap Munyar; " Halkla ilişkiler sektörü ile reklam sektörünün, hem el ele hem de birbirinden ayrı yürümesi gerekiyor"

Evet, biz aslında meslek örgütleri olarak çok fazla çalışıyoruz paralel. Çünkü gazeteciler ve iletişimciler birlikte yol alması gereken gruplar. Bu konuda neler söylersiniz? Çok fazla tartışılan, yazılan, sektör örgütlerinin dışında  profesyonellerin çok fazla tartıştığı bir alan.

VM: Ben zaten hem Hürriyet’teki ekonomi müdürlüğü dönemimde, ki 15 yıl yaptım biliyorsunuz, hem de muhabirliğim veya müdür yardımcılığı dönemimde hep şunu savundum; halkla ilişkiler sektörü ile reklam sektörünün, hem el ele hem de birbirinden ayrı yürümesi gerekiyor. Bizim sektörde de veya gazetecilik yapan insanlar ile birlikte, özellikle halkla ilişkiler sektörünü iyi yaşatmamız, iyi tutmamız gerekiyor. Yalnız bir şartla, bu iş iki taraflı diye düşünüyorum.

Şimdi halkla ilişkiler sektörü eğer sadece kendi müşterisinin propagandasını yapmak, lobisini yapmak şeklinde bakarsa bu işe, o zaman bizi rahatsız etmiş olur. Biz ne zaman ki iki taraflı yapabilirsek o ilişkiyi o zaman daha sağlıklı olur. Yani ben eğer bir şirketin, bir halkla ilişkiler şirketinin temsilciliğini yaptığı bir şirketten olumsuz da olsa bir bilgi almak istiyorsam, ulaşmama yardımcı oluyorsa, işte bu ideal olan iştir. Yok efendim onu engellemeye çalışıyorsa, olumsuzu tamamen kapatmaya çalışıyorsa, o zaman yanlış bir ilişkidir. Orada ipler kopar ve iyi çalışılamaz hale gelir.

Ayrıca şimdi zaman zaman bizim tarafta hep şöyle bakılır; zaten halkla ilişkicilerle beraber gidiyorsunuz,  dolaşıyorsunuz veya onlar bültenleri gönderiyorlar bülten haberciliği yapıyorsunuz diye bakıyorlar. Ben onu da yanlış buluyorum. Ama yine de o kendi içimizdeki hatadan kaynaklanıyor. Ne oluyor? Arkadaşlarımız özellikle yeni yetişen arkadaşlarımız, yeni gelişen teknoloji ile birlikte ellerine verilen bellek ile veya usb ile hemen takıyor oradaki bültende olan bütün bilgileri de alıyor, dilini değiştirmeden gazeteye haber olarak gönderiyor. O da eğer dikkatli bir göz değil ise başındaki insanlar aynen giriyor. O zaman haklı bir pozisyona geliyor bizi eleştirenler. Bunu yapmamak gerekiyor.

Ama diğer taraftan da bizim gazeteleri, televizyon kanallarını yönetenlerden bazıları iddia ediyor ki, halkla ilişkiler şirketleri çok fazla empoze ediyor, reklama gerek kalmıyor, reklamımızı kesiyorlar. Ben o kanıda değilim. Dediğim gibi ikisini el ele ama hem de ayrıca yürümesi gerekiyor. Diyorum ki bir şirkete; "Sen hem reklamcı ile çalış hem de halkla ilişkiler sektörü ile çalış ki ikisini el ele yürütebilesin." Reklamını da ver, ama haberini de bize düzgün bizim anlayabileceğimiz, senin çok propogandan gibi olmayan şekliyle alabilmemiz için yardımcı olan bir şirketle anlaş ki ya da içinde bir kişiyi çalıştır ki, bu iş yürüsün.

Vahap Munyar; "Dijital medyada bazı sınırlamaların olmasından yanayım"

Bu medyanın dijitale kayması, tabi ki yaygın medya kalacak ama dijital yönü ile ilgili nasıl bir düşünceniz var? Orada da çünkü farklı konular ortaya çıkacak.

VM: Aslında özellikle internet medyası ile ilgili yasal alt yapı oluşturulmaya çalışılıyor. Onun yanına şimdi tam internet medyası olmasa bile Facebook ve Twitter girmeye başladı. Ben orada da bazı sınırlamaların olmasından yanayım. Çünkü hepimiz görüyoruz, giriyoruz, Facebook'u çok yaygın kullandığım söylenemez ama Twitter'ı en azından takip etmek açısından arada twit atıp izlemeye çalışıyorum, ağza alınmayacak küfürler edenler de var oralarda. Bunların bir şekilde sınırlanması gerektiğini düşünüyorum. Küfür etmenin hiçbir şekilde serbest bir yanı olmaması lazım, özel saldırganlığın hiçbir şekilde serbest bir yanı olmaması lazım. Kendimi şahsi olarak frenlerim gider ama yine de bu ortamlarda olmasını engelleyecek bir şeyler olması lazım. Bu özgürlüğün engellenmesi anlamına gelmez, öyle bakılmaması lazım. Sınırların çizilmesi gerekiyor, aynı demokrasi gibi. Nasıl ki demokrasi bir başkasının özgürlüğünü kısıtlamayacak şekilde bir özgürlük çiziyorsa bize, buralarda da bunların olması lazım.

Bir de şu var, biz bir takım kurumlara çalışıyoruz, bir takım kurumların çalışanlarıyız ve o kurumların da kurallar koyması gerekiyor. Ben çalıştığım kurumda bir takım kuralların konulması konusunda hem böyle bir komitede yer aldım hem de olması gerektiğini savundum. Nedeni şu; örneğin ben Hürriyet adına bir yere gidiyorum, bir haber takibi yapıyorum. Daha Hürriyet'in Twitter hesabı dahil hiçbir yerine bildirmeden, kendi şahsi hesabıma koyduğum zaman Hürriyet'in üzerinden kendime ün sağlamış oluyorum ve kendime ayrıcalık sağlamış oluyorum, bu yanlış. Bütün kurumlarda çalışanların buna özen göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Zaman içerisinde çok daha yaygınlaşacak ama yeter ki kontrol dışı olmasın. Özellikle okullarda tablet bilgisayarlarla eğitim yapılması hızla gündemimize geliyor, onun için yazılı medyanın yavaş yavaş değil hızla bitebileceğini düşünenlerdenim artık. Ama yine de eğer bazı kurumlar oradan para kazanmaya başlamadılarsa, basılı olan kısmını çok hızlı öldürmeden bu işe adapte olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Siz aslında yıllardır yöneticilerle çok iç içe yürüyorsunuz. Hem muhabirlik duygunuz gereği hem de yapısal olarak da yöneticiler ile birlikte olmayı ve sorunu, haberi özünden dinlemeyi seviyorsunuz. Yöneticilerin gazeteciye bakış açısı nasıl ve nasıl olmalı? Hatta halkla ilişkilere bakış açılarını da değerlendirebilirsiniz.

VM: Yöneticiler, geçmişte bu işin çok bilincinde değillerdi. Hem halkla ilişkilere çok inanan insanlar değillerdi ama şirketlerin sayısı arttıkça, bu  konuda eğitimler aldıkça değişmeye başladı ama, yine de şöyle bir durum var; bazı şirketlerde, "3 tane gazeteciyi bir araya toplarım, bir yere giderim, sohbet ederim, istediğim gibi yayınlanır her şey" gibi bakanlar var hala. Evet olabilir, ama eğer değeri varsa yayınlanır, değeri yoksa yayınlanmaz ya da değeri yoksa hatır için bir arada olduk deyip üç satır koyarsın ama o da hiçbir şey ifade etmez bence. Çünkü o üç satıra yüreğinizi koymadıktan sonra hiçbir şey ifade etmiyor.

Yine aynı şekilde halkla ilişkiler sektörüne baktığımız zaman da, yeni gelişen şirketler hala çok farkında değil. Onların da zaman içerisinde öğrenmeleri gereken bir sektör. Genellikle şu oluyor; kendi şirketleri ile ilgili başlarına bir şey geldiğinde, bir kriz olduğunda, o zaman "Ya ben bunu nasıl çözerim?" diye düşünmeye başlıyorlar. "Hem halkla ilişkiler sektöründe hem medya sektöründe kiminle ilişki kursam bu işi atlatırım" diye bakıyorlar. Tabi ki en doğrusu bu işi başından itibaren yapmak, sürekli yapmak. Aksi halde sadece kriz dönemlerinde yaptığınız zaman bir kere başarılı olursunuz, iki kere başarılı olursunuz, ama üçüncüde başarılı olamazsınız, krizi de atlatamazsınız, krizin içinde boğulur gidersiniz. Bu nedenle ikisini de baştan itibaren, sürekli hale gelecek sistemli bir şekilde yapmanız gerekiyor.

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Medya
VİDEO İZLE
Yorum Yazın