Facebook
Twitter
Başa Dön
  • Anasayfa >
  • Sosyal sorumluluk sosyal yatırıma dönüşmek zorunda

Sosyal sorumluluk sosyal yatırıma dönüşmek zorunda

10 Ekim 2019 , Perşembe 13:39
Sosyal sorumluluk sosyal yatırıma dönüşmek zorunda

9 Ekim 2019 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) Müdürü Dr. Tamer Atabarut ve Boğaziçi Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Zafer Yenal’ın açılış konuşmalarıyla başlayan BUKSS’19’da gazeteci Elif Ergu Demiral’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dünyayı Kurtaracak Kahramanlar Aranıyor,” başlıklı oturum Türkiye’nin başarılı iş kadınlarını ağırladı. Oturuma Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, Esas Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı, Kale Grubu CEO’su Zeynep Bodur Okyay, Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir ve İzmir Ticaret Odası Başkanı Işınsu Kestelli katıldı. Oturumda kurumsal sosyal sorumluluğun ‘’Vicdan rahatlatma değil, bir yatırım modeli’’ olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

Ebru Özdemir: Güç birliği yapmalıyız

Oturumda konuşan Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, sosyal sorumluluğun geleceğe yatırım olduğunu belirterek sosyal sorumluluk alanının artık kurumsal bazda değil, kurumların yanı sıra sivil toplum, akademi ve diğer toplumsal paydaşlarla birlikte top yekûn bir yapıda ele alınması gerektiğini söyledi. Bill Gates Vakfı’nın bu anlamda iyi bir örnek olduğunu belirten Özdemir, Türkiye’de de bireysel olarak sosyal sorumluluğa katkı sunan çok sayıda kurum ve şirket olduğunu; ancak daha kapsayıcı bir çatıda bir araya gelerek günümüz sorunlarıyla mücadele edilebileceğini ifade etti.

Emine Sabancı Kamışlı: Hayırseverlik değil yatırım modeli olmalı

Esas Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı ise sosyal sorumluluğun hayırseverlik değil bir yatırım modeli olduğunu vurguladı. Sosyal sorumluluk projelerinin aynı zamanda ölçülebilir ve topluma gerçek anlamda fayda sağlayan projeler olmasına önem verdiklerini belirten Kamışlı, ‘’1000 kişiye burs veriyoruz demenin artık bir kıymeti yok. Önemli olan o 1000 kişinin okul hayatının ardından takip edilmesi. Burs verdiğiniz 500 kişi iş bulamıyorsa orada bir sorun var demektir. Biz Esas Holding olarak sosyal sorumluluk alanında sivil toplum kuruluşlarını destekliyoruz. Destek vereceğimiz sivil toplum kuruluşlarında belirli standartlar arıyoruz. Bu standartlara baktığımızda destekleyecek yeteri kadar kuruluş bulmakta zorlanıyoruz. Bu nedenle bu alanda daha faza iş birliğine ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Sosyal sorumluluğun bir vicdan rahatlatma yolu değil bir yatırım modeli olarak ele alınması gerektiğine inanıyoruz’’ dedi.

Işınsu Kestelli: Kadını ekonomik olarak güçlendirmek yetmez, kadına yönelik şiddet ve nefret söylemi engellenmeli

İzmir Ticaret Odası’nın ilk kadın başkanı olan Işınsu Kestelli ise sosyal sorumluluk bağlamında toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gidermek yönünde çalışmalar yürüttüklerinden bahsetti. Cinsiyet eşitsizliğinde çözümün salt kadının ekonomik olarak güçlendirilmesi ile sağlanamayacağını belirten Kestelli, Dünya Ekonomik Forumu’nda da açıklandığı üzere Türkiye’nin kadın-erkek eşitsizliğinde 144 ülke içinde 130. sırada olduğunu anımsattı. Bunun bir kadın sorunu değil kadın, erkek herkesin sorunu olduğunu ekleyen Kestelli, ‘’Kadın olarak var olmak başlı başına bir mücadele. Kadının ekonomik anlamda güçlendirilmesi bu bakımdan yeterli değil. En büyük tehlike şiddet ve nefret söylemlerinin artmış olması. Bu dilin yaygınlığı toplumda da olumsuz duyguları harekete geçiriyor. Azınlıklara, göçmenlere yönelik nefret söylemlerinin yaygınlığı farklı toplumsal alanlarda da şiddeti ve nefreti besliyor bu bakımdan özellikle medyaya bu söylemlerim engellenmesi, teşvik edilmemesi adına önemli sorumluluk düşüyor’’ ifadelerini kullandı.

Ümit Boyner: Sürdürülebilirlik hedefleri için KOBİ’leri güçlendirecek platform kurduk

Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner de konuşmasında iklim değişikliğinden mülteci sorununa distopik bir çağda yaşamamıza rağmen ortak sorunlarımıza yönelik artan bir bilincin de olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen sürdürülebilirlik alanlarında 17 hedeften 15’ine imza attığını kaydeden Boyner; 2030 hedef tarihi göz önüne alındığında söz konusu 17 sürdürülebilirlik kriterini yerine getirebilmek için özel sektörün de daha fazla iş birliği yapması gerektiğini belirtti.
Boyner, Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu, TÜSİAD ve Türkonfed iş birliğiyle kurulan B4G platformu olarak özellikle Türkiye’deki KOBİ’leri sürdürülebilirlik hedeflerine yaklaştırmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Zeynep Bodur Okyay: Sahip olmak değil sahip çıkmak gerekiyor

Oturumun konuşmacılarından Kale Grubu CEO’su Zeynep Bodur Okyay ise küreselleşmenin dünya genelinde refahı artıracağı düşünülürken aksine eşitsizlikleri artırdığına dikkat çekerek bu nedenle kurumsal sosyal sorumluluğun şirketler için kurumsal bir zorunluluk halini aldığını kaydetti. Okyay şöyle devam etti: ‘’Tezatlıkların farkındayız ancak bu tezatlar ve eşitsizlikler iyi yönetilirse herkesin yaşam koşullarını daha iyiye çeviren yeni bir dünya düzeni de oluşturulabilir. Günümüzde en önemli sorun olarak artan yetenek açığını ve kitlesel işsizliğin yol açabileceği kutuplaşmayı görüyorum. Ancak iyimser olmak için neden yaratmak zorundayız. Ben sahip olmaktan çok sahip çıkmanın önemine inanıyorum’’

BÜYEM Müdürü Dr. Tamer Atabarut: Boğaziçi yeni nesil üniversite olarak toplumsal sorumluğunun farkında

GfK, L’Oreal Türkiye, Vakıfbank, Shell, The Coca-Cola Company, Zorlu Holding, Egon Zehnder, Abdi İbrahim Otsuka, Koç Holding ve BRM gibi şirketlerin üst düzey yöneticilerinin katıldığı zirvenin açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Tamer Atabarut ise bir değişim çağında olduğumuzu ve üniversitelerin de bu değişimden payını aldığını kaydetti. Toplumla bütünleşerek, tüm paydaşlarla iş birliği halinde iş yapma kültürünün yaygınlaşmasının zorunluluk haline geldiğini kaydeden Atabarut, ‘’ 155 yılı aşan köklü kültürüyle Boğaziçi Üniversitesi ve BÜYEM olarak bu sorumluluğu hayata geçiren projelere imza atıyoruz’’ dedi.

Prof. Dr. Zafer Yenal: Toplumsal sürdürülebilirlik için toplumla bağ kurmamız gerekiyor

Boğaziçi Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Zafer Yenal ise son 20-30 yıl içinde iniş çıkışları hayli fazla, kaotik bir dünyada yaşadığımızı belirterek bu sorunların artık sadece ekonomik değil kültürel ve sosyal alanlarda da kendini gösterdiğine dikkat çekti. Günümüzde toplumsal mesafeler ve ayrışmaların daha fazla olduğunu ifade eden Yenal, toplumsal sürdürülebilirlik kavramının günümüzde bu açından önem kazandığını belirtti.

‘’Toplumsal sürdürülebilirliğin olması için pek çok koldan çalışmamız gerekiyor. Toplumun farklı kesimlerine ulaşmamız önem kazanıyor. Üniversiteler bunu yapabilecek kurumların başında geliyor’’ diyen Prof. Dr. Yenal, Boğaziçi Üniversitesi’nin Açık Ders, Kitaplar Arasında gibi toplumla akademiyi buluşturan etkinlikler kanalıyla sosyal sorumluluk projelerini sunduğunu ekledi.

‘’Günümüzde insanların kafası doğru bilgiyi nereden alacakları konusunda hayli karışık. Rasyonel aklın tartışıldığı bir dönemde teknoloji ve bilginin merkezi ABD’de bile aşı karşıtı hareketleri görebiliyoruz. Bilimsel aklın otoritesinin sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Hakikat sonrası denilen bu dönemde üniversite olarak toplum için neler yaptığımızı iyi anlatmamız lazım’’ diyen Yenal, 2016 yılından bu yana devam etmekte olan Açık Dersler kapsamında bugüne dek 6 Açık Ders serisi gerçekleştirildiğini, İstanbul’da 4 belediye ile iş birliği yapıldığını, 53 Açık Ders düzenlendiğini ve 7500 izleyiciye ulaşıldığını aktardı. Zafer Yenal yeni dönemde Açık Ders programında tarım konusuna da yer verileceğini ve derslerin İstanbul dışına da taşınacağını sözlerine ekledi.

 

Etiketler: halklailiskilercom


Yorum Yazın