banner

Facebook
Twitter
Başa Dön

Lüks Yayıncılığın Kraliçesi Feyzan Ersinan Top

14 Kasım 2017 , Salı 14:51
Lüks Yayıncılığın Kraliçesi Feyzan Ersinan Top

"Biz sadece bir erkek lüks dergisi veya iş dünyası dergisi değil, aynı zamanda büyük bir event şirketi olma yolunda da ilerliyoruz."

İtalyan Milano Finanza Grubu'na ait Gentleman Dergisi'nin Türkiye haklarını alarak çok başarılı işlere imza atan Feyzan Ersinan Top ile halklailiskiler.com'a özel bir röportaj gerçekleştirdik.

  

Feyzan Hanım merhaba, hepimizin bildiği gibi Dünya Gazetesi’nin kurucusu Nezih Demirkent’in torunusunuz. Dedenizin gazeteci olmanızda etkisi oldu mu, kariyerinize nasıl başladınız, bize biraz kendinizi anlatır mısınız?

Dedem Nezih Demirkent uzun yıllar Dünya Gazetesi’nin genel yayın yönetmeniydi. Tabii ki ailemizde gazetecilik konusu oldukça baskındı. Ben de yazı konusunda birazcık başarılıydım okulda. O yüzden kendisi de benim yazmam konusunda destekçi oldu. O zamanlar birkaç tane kompozisyon yarışmaları vardı ve ben onları kazanınca bu konuda üstüne gitmemi istedi. Biraz Türkçe ve edebiyat konusunda gelişmemde yardımcı oldu. Daha sonra ben Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Dedem de hukuk Fakültesi’nde okumamı istedi. Kendisi de Hukuk Fakültesi mezunuydu. Hem yöneticilik hem de olaylara objektif bakmanın hukuktan geçtiğini söylerdi ve nitekim Hukuk Fakültesi benim hayatımda çok etkili olmuştu. Böylelikle kariyerimde dedemin çok büyük etkisi oldu.

  

Ben 18 yaşımdaydım dedemi kaybettiğimizde. Aslında ölümü de bir ders gibiydi. 2001 krizi olmuştu Şubat’ta. Dedemi de bu dönemde kaybettik ve bir anda büyüdük. Tabii ki dedem çok etkili bir karakter oldu hayatımda. Her zamanda öyle olacak… Her zamanda onun çizgisinde olmaya çalışıyoruz. Ama kariyerimde kesinlikle yüzde yüz etkisi var. İlk basın kartımı da dedem çıkartmıştı. 18 yaşımda, üniversiteyi kazandığım sene, Dünya Kitap Dergisi’nde yazıyordum. Benim ilk başvurumu da dedem yapmıştır. Bundan dolayı gazetecilik önemli bir meslektir benim için.

 

  

Gentleman Dergisi'ni Türkiye’ye getirme fikri nasıl ortaya çıktı?  
Gentleman Dergisi Milano Finanza Grubu’nun bir dergisi. Aslında onlar Dünya Gazetesi gibi bir ekonomi yayını ve tıpkı bizler gibi lüks ilanı almak konusunda o dönem sorun yaşıyorlarmış. Gentleman diye bir marka yaratıp bu Financial Times’ın “how to spend it” eki gibi bir dergi yaparak kaçırılan ilanların ve marka pazarının kazanımını sağlamışlar. Biz de o zaman toplantıya gittiğimizde Milano Finanza’nın yaptığı bu yaklaşım çok hoşumuza gitti. Çünkü gazete olarak bizim bu açılıma ihtiyacımız vardı ve biz 1 Kasım 2006’da ilk Ferit Şahin kapağıyla Gentleman Dergisi’ni çıkarmaya başladık. O zaman dergisinin bir konsepti vardı. Bir iş adamını, yönetim kurulu başkanını ya da bir CEO’yu hiç görmediğiniz bir şekilde orijinal bir resmini çekmek burada amaç. Biz ilk Ferit Şahin’e Fenerbahçe forması giydirdiğimizde aslında hem kendisi hem de biz risk almıştık. Çünkü Fenerbahçeli olan Ferit Şahin’in kendi müşterileri de başka takımı tutuyordu. Bu yüzden forma ile kapak olmak riskti. Ama o gün dergi patladı. O günden beri 8 yıldır kesintisiz Dünya Grubu’nda, 3 yıl aradan sonra da biz kendimiz Optimist Medya olarak dergiyi aldık. Benim çok severek yaptığım bir iş. Kendimle de çok özdeşleştirdiğim bir iş. Şuan sadece bir erkek lüks dergisi ve iş dünyası dergisi değil, aynı zamanda büyük bir event şirketi olma yolunda da ilerliyor. Pek çok markanın etkinliklerini yapma lüksüne sahip olduk bu sayede. Onun için işimizi seviyoruz.

                           


Bir de Gentleman Ödülleri veriyorsunuz, biraz bahseder misiniz?
Gentleman Ödülleri’ni her sene Mayıs ayında yapıyoruz. Dergiye kapak olan isimlere ve yine camiadan belli isimlere bu ödülleri veriyoruz. Bu bizim yıllardır yaptığımız bir gelenek. Nitekim İtalya da her sene yapıyor, önemli isimleri gecelerinde ağırlıyorlar. Bizim tabii daha Türk usulü biraz daha ağır bir gece oluyor. Bizim gecelerin büyüsü de insanların katılımıyla alakalı. Bizim geceye gelip de etkilenmeyen çok az insan olmuştur. Biz bütün bu iş camiasının duayen isimlerini gecemizde ağırlama şerefine nail oluyoruz. Bunu yapabilmek de dergi ve bizim ilişkilerimiz sayesinde oluyor. Bu ödül törenleri bizim için çok önemli. Çünkü bir kere gecede smokin zorunluluğu var. Herhangi bir masa satma vs. yok. Gönül ilişkisi ile kurulan çalışmalar oluyor. Yaklaşık 200 ile 300 kişi arasında davet ediyoruz. Davetlileri biz belirliyoruz. Çok keyifli gecelerdir. Bu sene de Mayıs’ta yapacağız.

  

  

Gazete kökenli ve gazeteci olarak gazeteciler ile halkla ilişkiler camiasının arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki halkla ilişkiler camiasında ben iki isim tanırım. Biri Betûl Mardin’dir. Hem bizim aile dostumuz hem bu işi Türkiye’ye oturtan duayen bir isimdir. Hiç kimse buna hayır diyemez. Diğer manada da gerçekten Fügen hanımın sektöre katkısı var. Duruşu ile olsun iş yapış tarzıyla olsun… Fakat gelin görün ki Türkiye’de her şey o kadar kolay ki… Sanatçı olmak kolay, halkla ilişkiler danışmanı olmak kolay, gazeteci olmak kolay, gazete de köşe yazmanız kolay… O nedenle bu kavramların içlerinin doldurulması gerektiğini düşünüyoruz. Burada fakültelere çok büyük görevler düşüyor. Ama zaten üniversite tanımında içi o kadar boşaltıldı ki insan ister istemez acaba ne olacak diye düşünmeden edemiyor. Halkla ilişkiler tabii ki çok önemli. PR şirketleri şu anda revaçta bu tür işlerde. Fakat onlar da tamamen para odaklı iş yapma üzerine kuruyor her şeyi. İşte bir gazeteci ağırlanacaksa onun parasını ödeyelim ondan sonra biz ona nasılsa haberi yaptırırız gibi bakış açısı var. Bu çok yerleşti sektörde. Bana göre hiçbir dönüşü de olmayan çok sıradan işler. Ama yapılıyor. Bence halkla ilişkiler kavramının içinin biraz daha doldurulması lazım. Bunun için de eğitim çok önemli. Eğitim derken Üniversitede ki değil, biraz da markalar ve sürdürülebilirlik konusunda halkla ilişkiler şirketlerinin ayrıca bilgilendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Kesinlikle birçok marka için söyleyebilirim ki bütçeleri yüksek olmasına rağmen marka değerleri iyi yönetilmiyor.

    

Yeni fikirleriniz var mı?

Tabii ki enteresan fikirlerimiz bitmez bizim. Bizim Nef için gerçekleştirdiğimiz Yalıkavak eventi bu yaz en çok konuşuldu. Burada Antonis Remos’ı çıkarttık. 1800 tane davetlimiz vardı. Herkes üst düzey ve yöneticiydi. Yine Denizbank’ın 20. Yılında Ajda Pekkan vardı. Onlara özel bir ek de yaptık. Önümüzde ki dönemde Saran Holding’e yine bir işimiz var. Adana’da farklı bir lüks işimiz var. Birçok müşterimizle ayrı ayrı projeler üretiyoruz. Yeni dönemde farklı müşterilerimiz olacak. Onlara da yine farklı hizmetler vereceğiz. Yine Ocak ayında büyük bir otelin açılışını yapacağız ona hazırlanıyoruz. Keyifli bir iş bizim ki aslında. Yaratıcı işler yapmak için serbest düşünmek gerekiyor. İnsanlar kendilerini rahat hissederlerse enteresan açılımlar yapabiliyorlar. Ben şanslıyım bu manada hep açık fikirli patronlarla çalıştım. Çalışmaya da devam edeceğim… Herkesle çalışmamak gibi bir prensibimiz var. Bir tanıdığım Feyzan yeni fikirlerini çok söyleme çalarlar diyor. Hakikaten de öyle oluyor. Bunun için de farklı bir şeyler yapmak isteyenler bize gelsin, biz onlara fikrimizi anlatacağız.

      

www.halklailiskiler.com için zaman ayırdınız, çok teşekkür ederiz.

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın