Facebook
Twitter
Başa Dön

İbrahim Aybar; "Bizim başarımız iletişimde"

17 Temmuz 2013 , Çarşamba 16:58
İbrahim Aybar; "Bizim başarımız iletişimde"

İbrahim Aybar; "İletişime son derece önem veren bir yöneticiyim"

FT: Bugün Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar dostumuz ile birlikteyiz,

Biraz iletişimden bahsedelim. Aslında yöneticiler için iletişim çok önemli bir alan, başarıdaki önemli kriterlerden bir tanesi. Fakat biz yöneticilere iletişimin önemini anlatmakta biraz zorlanıyoruz. Sizin için iletişim neyi ifade ediyor? Kurumunuz için zamanınızın yüzde kaçını iletişime ayırıyorsunuz?

İA: İletişim deyince, zaten işimiz tamamen iletişim. Bunun başka türlü bir ifadesini bulmak mümkün değil. Uyandığımız andan itibaren günün ilk saatlerinde, bir noktada iletişime başlıyoruz. Önce ailemiz ile iletişimdeyiz, sonra işimize geliyoruz arkadaşlarımızla iletişimdeyiz, sonra telefonlar başlıyor telefonlarla iletişimdeyiz, günün 24 saati hiç kesilmeyen mail trafiği içindeyiz, dolayısıyla onlarla iletişimdeyiz ve şimdi çok yoğunlaşan malum sosyal medya iletişim olanakları iyice iletişimimizi yoğun hale getirdi. Artık neredeyse kendi kendimizle iletişim yapacak zamanımız da kalmadı. Böyle bir noktadayız.

Aslında bizim başarımız iletişimde. Çünkü bizler yurt dışından dünya markası olmuş büyük markaları Türkiye'de temsil etmekteyiz. O markalar zaten bütün teknolojik gelişimlerini bir yerde kendi araştırma merkezlerinde tamamlıyorlar, kendi pozisyonlarını belirliyorlar ve bunları dünyaya sunuyorlar. Bizler de ülkelerinde, bu sunumların en iyi şekilde tüketici kesme yansıtılmasını sağlayan aracılar oluyoruz. O anlamda da iletişim bizim en önemli silahımız, en önemli özelliğimiz. Bunu yapmadığımız takdirde, bilirsiniz ki, bizim başarımızı da doğal olarak gölgeleyecek sonuç ortaya çıkar. Onun için iletişimi birinci meselemiz olarak, birincil ödevimiz olarak almak zorundayız. Ben o anlamda iletişime son derece önem veren bir yöneticiyim.

Tabi iletişim yaparken de dikkat edilmesi gereken çok önemli bazı hususlar var. Bunlardan bir tanesi sizin son derece yüksek oranda itibarı korumanız lazım, itibar en önemlisi. Dolayısıyla güvenilir olmanız lazım, dolayısıyla açık sözlü olmanız lazım ve hiçbir şekilde akıllarda farklı anlamlar ifade edecek tarzda konuşmamanız lazım. Çok açık, son derece açık, kısa cümlelerle ve gerçekten açıklayacağınız şeyin herkes tarafından aynı anlaşılacağı biçimde açıklamanız lazım ki iletişiminiz doğru olsun, size gelen bildirimler de geri dönüşler de bir şekilde farklı olabilir ama sizin istediğiniz yönü belirlemiş olsun. Ben buna çok önem veriyorum.

FT: Çalışanlarınız ile iletişimde dikkat ettiğiniz noktalar nedir?

İA: Dediğim gibi çalışanlarımız ile iletişimde faaliyetlerimizin çalışanlarımızca çok iyi ve net anlaşılmasına özen gösteriyoruz. İş sonuçlarımızı her ay mutlaka tüm ekibimizle toplanarak paylaşıyoruz. Onların başarılı olanlarını yine onlarla paylaşarak herkesin aynı başarı ekseninde birbiri ile yarışmasına özen gösteriyoruz. Mutlaka açık ofis ortamında ki gördünüz açık ofis çalışması içindeyiz, insanların sürekli göz ve dil teması içinde olmalarına özen gösteriyoruz.

İbrahim Aybar; "İletişimin olmazsa olmaz tarafı da sosyal sorumluluk konusunda mutlaka belirli bir faaliyetin içinde olmak"

FT: Otomotiv sektöründe iletişimci olarak gözlemlediğim şu ki ağırlıklı olarak iletişim, pazarlama iletişimi, reklam çalışması olarak yürütülüyor, halkla ilişkiler biraz daha medya iletişimi ağırlıklı. Aslında halkla ilişkilerin bir çok alanı var fakat medya iletişimi bazen de gündem yönetimi şeklinde devam ediyor. Kurumsal sosyal sorumluluk özellikle çok az olan alanlardan bir tanesi. Çok belli başlı markalarda bu çalışmaları görüyoruz. Bunlardan bir tanesi de sizsiniz. Sokakta ilk adımlar Türkiye Halkla İlişkiler Derneği'nin Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri'nin büyük ödülünü kazanmıştı, birçok ödülü var bu bağlamda zaten, ODD'nin Gladyatörü'nde de ödül sahibi olmuştu. Yine ikinci projeniz de var. Bu doğrultuda kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarına nasıl bir başlangıç yaptınız? Size itibarda nasıl katkısı oldu?

İA: Fügen Hanım, çok teşekkür ederim bu soru için. Çünkü biz iletişim konuşuyoruz, iletişimin olmazsa olmaz tarafı da sosyal sorumluluk konusunda mutlaka belirli bir faaliyetin içinde olmak. Bunsuz iletişim eksik iletişim. O anlamda bizim kendi faaliyet alanımızda da bu sosyal sorumluluk konusunu ortaya koyabilecek çok önemli sebep var. Nedir bu? Trafik sorunu.

Bildiğiniz gibi bizler otomobil üretiyoruz ve bunları her yıl yüz binlerce insana teslim ediyoruz yani satıyoruz. O insanlar ne yapıyor, bu otomobilleri alıyor, birbirleriyle ortak paylaştıkları yollarda, trafik düzeni içerisinde kullanıyorlar. Biz ne kadar iyi otomobil, ne kadar sağlam otomobil, ne kadar güvenli otomobil yaparsak yapalım bu insanların hangi bilinçle, hangi eğitimle trafikte otomobil kullandıklarını bilmiyoruz. Burada da büyük bir risk başlıyor.

İşte sonuçlar Türkiye'de ortada. Biz Türkiye olarak çok iyi sonuçlara sahip değiliz, karnemiz zayıf. Çünkü çok fazla insanımız her yıl yollarda canını kaybediyor, çok büyük zararlar ortaya çıkıyor. Son rakamları veriyim; yıllık aşağı yukarı üç bin beş yüz civarında insanımız kaza anında vefat ediyor, arkasından otuz gün sonra, altmış gün sonra ne kadar insanın vefat ettiğini bilemiyoruz, tahminler on binin altında olmadığını gösteriyor. Yüz binlerce yaralı ortaya çıkıyor, çok önemli eğitimlerle yetişmiş insanların maalesef ülkemize en verimli ölçüde katkı yapacağı dönemde devre dışı kaldığını görüyorsunuz. Bunların tabi ki manevi kaybı çok yüksek, paha biçilemez kayıplar ama maddi kaybını da ölçmüşler, ülkemiz için yirmi milyar lirayı ne yazık ki geçen kayıplar var her yıl. Dünyada da çok büyük kayıplar var. Her yıl bir milyon iki yüz bin insanın canını yitirdiği yaklaşık beş yüz elli milyar doların üzerinde yıllık kaybın olduğu bir dünya trafik terörü yaşanıyor.

Biz otomobil üreticileri olarak bundan sorumluyuz, otomobiller üreterek piyasaya sunduğumuz için. O zaman insanları bilinçlendirmek yönünde de bizim bir katkımız olmalı, buna mutlaka el atmalıyız. İşte Renault'nun markamızın çıkış noktası bu oldu.

Türkiye'deki işin önemini ve aciliyetini de gördüğümüz için biz özellikle Renault Mais olarak biraz fazlaca işin içine kendimizi sokma ihtiyacı hissettik ve nitekim bundan on bir yıl önce 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nda, sizin de çok iyi bildiğiniz ilkokul ikinci sınıflara ait bir müfredatın hayata geçmesini sağladık. O dönemden itibaren yaklaşık 41 ilde, bir milyon iki yüz bin çocuğumuzun bu eğitimden geçmesini, müfredatı okumasını ve bilinçlenmesini sağladık. Bu on yıllık bir projeydi. İkinci on yıla geldik. Onu da geçen hafta Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı ile yeni bir protokolle imzalaşarak hayata geçirme şansımız oluyor artık. Yeni bir eğitim programı, yeni bir müfredat. Bu sefer sistem değişikliği nedeniyle dördüncü sınıflara başlıyoruz uygulamaya. İşin içine yeni teknolojik araç gelişmelerini de koyuyoruz, o konuda da çocuklarımızın alabileceği ölçüde bilgiler oluyor. Çevre bilincini çok daha net işliyoruz, güvenli trafiğin çevreyle nasıl bütünleşik olduğunu anlatıyoruz. Bu şekilde umuyorum ki Cumhuriyetimizin 100. yılında olan 2023 yılı itibari ile toplam beş milyon çocuğumuz bu eğitimin içinden geçmiş olacak. Büyük bir iddia içindeyiz böylece.

FT: Bu iddia değil aslında gerçekleştirdiğiniz için bu da planda olan bir çalışma. Ama buradaki en önemli kısım çocuklarlardaki bilincin oluşturulması ile birlikte sürdürülebilirliği olması ve toplumsal kalkınmaya sebep olması değil mi?

İA: Çok doğru. Burada tamamen amacımız o, çocuklarımızın gerçekten dünyada özlediğimiz, çağdaş, medeni ve birbirine saygılı birer birey olarak, trafik sorunun tamamen kökünden çözebilen bir bilinçle, birbirleriyle temas içinde olması. İnşallah bu anlamda da bizim ciddi bir katkımız oluyor şeklindeki düşünce bizleri de çok onurlandırıyor, çok gururlandırıyor.

Biz bu kadarla kalmıyoruz. Bu işin sonu yok, çok farklı projeler de geliştirilebilir. Biz ikinci bir proje ayağını da başlattık. Bildiğiniz gibi bu sefer lise çocuklarımızın da, tam ehliyet yaşına gelmek üzere olan, lise ikinci sınıf çocuklarımız için de bir proje başlattık. Bu yıl ikinci yılımızı yaşıyoruz. Orada da şöyle yapıyoruz; eksik olmasın İstanbul İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Dr. Muammer Yıldız bütün İstanbul Anadolu Liselerini bu projenin içine kattığı için son derece büyük bir verimlilik ile gidiyor.

Çocuklarımız kendi okulları etrafında yakaladıkları bir trafik sorununu çözecek eylem programı içine giriyorlar, o projeyi yapıyorlar ve hayata geçiriyorlar. Böylece kendi çabalarıyla kendi çevrelerinde toplumsal bir iyileşmeye geçiliyor.

FT: Şahane projelerdi, seçmekte zorlandık.

İA: Kesinlikle. O projelerin içinden birince seçmek zorundayız. Çünkü bir de dünya birinciliği için yarışma var. Bu anlamda birinciyi seçmek için çok uğraşıyoruz, çok zorlanıyoruz ama bir tane seçiyoruz. Geçen yıl seçtiğimiz Zeytinburnu Anadolu Lisesi projesi, "Küçüklerin gözünden büyüklerin dünyası" isimli program, ana sınıfına uygulanan bir program ve dünya üçüncülüğü aldık, geldik. Bu sene çok daha yüksek seviyelerini hedefliyoruz. Diğer çok güzel projelerin içinden çok hoş bir proje seçildi.

FT: Uluslararası bir marka olunca tabi ki Türkiye'nin tanıtımında etkin rolünüz oluyor ister istemez. Neler yapıyorsunuz bu konuda? İstanbul'da ayrı bir marka aslında.

İA: Türkiye'yi en iyi tanıtan yönlerimizden bir tanesi, Türkiye'de yaptığımız üretimin dünyada çok geçerli bir verimlilik ve ekonomi sağlıyor olması. Kalite anlamında da Türkiye'de ürettiğimiz araçların dünya pazarlarında çok takdir edilir olması. Bunlar büyük bir tanıtım unsuru oluyor bize.

Ben bir örnek anlatayım. Bundan beş altı yıl önceydi, Şili Santiago'da bir fabrika açılışı nedeniyle ziyaretimiz sırasında, Santiago kenti biliyorsunuz Şili'nin başkenti, oradaki otomobil satış noktalarının bulunduğu topyekun  bir arada oldukları bir yere geldik. Tabi bir çok marka var, bizim markamız da orada. Bizim markamızın showroom'una girdim, baktım, o zaman Fluence daha çıkmamıştı, Megane sedan aracımız, fabrikada üretilen, o aracımız vardı. Baktım orada birkaç değişik modelimizin yanında iki tane Megane Sedan otomobilimiz sergileniyor. Bir tanesi o sırada Arjantin'de üretilmekte olan Megane Sedandı, öbürü ise bizim fabrikamızdan oraya gelmiş. İçindeki aksamlardan, kullanılan komponentlerin üzerindeki markalardan ben fark ettim. "Bu Megane nereden?" dedim, "Bu Megane Türkiye'den" dediler. "Burada en kolay sattığınız, en çok satılan ürününüz hangisi?" dedim, "Türkiye'den gelen Megane" dediler. "Neden Türkiye'den giden Megane'ı arıyorlar?" dedim "Çünkü bu hiç arıza yapmıyor" dediler. Ben bunu Türkiye'nin ötesinde, yirmi bin kilometre ötedeki bir yerde duymuş olmanın hakikaten nasıl bir gururunu yaşadım anlatamam. Bu bizim açımızdan Türkiye'yi dünyaya anlatan çok önemli bir örnek oldu. Çünkü Bursa Fabrikası denince şunu çok net söyleyeyim, hakikaten Renault dünyasında biz başka bir yerdeyiz. Her zaman ilk üçte oluyoruz ve devamlı Türkiye'de üretilen ürün dünyada aranıyor.

Bu sadece bizim markamız için değil, Türkiye'de üretilen başka markalar için de aynı şekilde. Çünkü Türkiye'de biz çok iyi adapte oluyoruz, çok kısa sürede öğreniyoruz ve işi benimsiyoruz, yani bu iş bizim işimiz, üretilen araç bizim aracımız diyoruz. Çalışanların bu psikolojisi son derece büyük katkı yapıyor. Çalışanlarımız işe çok devamlı, hiçbir zaman iş bölünmüyor, kesilmiyor. Adaptasyon da iyi. İnanmışlık da olunca sonuç geliyor.

FT: Şahane bir fabrika, standardı yüksek bir fabrika.

İA: Dünyadaki en son ürünler, en son teknolojik ürünler fabrikamızda artık üretilir hale geldi. En son Renault Rönesans döneminin ilk ürünü olan Clio hatchback dünyada ilk kez ülkemizde tüm dünya için üretilmeye başlandı. Fabrikamızdan tüm dünyaya yüzü aşan ülkeye gidiyor şu anda. Bu da bizim bu konudaki en önemli iletişim gücümüz.

 

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Medya
GALERİ
VİDEO İZLE
Yorumlar
ramazan güneş / 14 Ekim 2014 , Salı 22:46
Sayın gnel müdürm yıllarca hiç bir markaya binmeden renault tercih etim ancak 1 yıl önce aracıma bi nevigasyaıon tkaıldı ne mzük sisitemi ne tv ne nevigazyon çalışmyor müşteri hizmetleriniz 1 kaç defa aradım ma sorun için ne dönne var nede ilgilenne renault böyel sırdan firmelarla çalıyorsaa benm düncem müşetrie kayberdee ilgilnemzin hususnda arz edeirm... kendmi tanıtm rmazan güneş kırşehirden 0 505 790 6585
servet sezgi / 14 Nisan 2014 , Pazartesi 22:31
yorumlar süper çok başarılı okumaktan büyük keyif aldım. saygılarımla
Yorum Yazın