banner

Facebook
Twitter
Başa Dön

Emine Çubukçu: "Halkla ilişkiler tanımının adetlere ve kültüre göre de şekillendiğine inanıyorum".

3 Ekim 2017 , Salı 11:37
Emine Çubukçu: "Halkla ilişkiler tanımının adetlere ve kültüre göre de şekillendiğine inanıyorum".

Emine Hanım merhaba, yeni görevinizde başarılar diliyoruz. Yeni pozisyonunuzdan ve üstlendiğiniz sorumluluklardan bize bahseder misiniz?

Ogilvy, WPP çatısı altında, dünyanın en büyük pazarlama iletişimi şirketlerinden biri… 126 ülkede 500’ü aşkın ofisiyle, Fortune Global 500 listesinde yer alan şirketlerin yanı sıra yerel markalara da hizmet veriyor. Ogilvy & Mather, Türkiye’de 1985 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. 

Ogilvy Halkla İlişkiler şirketindeki 8 yıllık genel müdürlük görevimin ardından geçtiğimiz ay, Ogilvy & Mather olarak da bilinen Ogilvy Grubu’nun Türkiye’deki ülke başkanlığını üstlendim. Reklam, halkla ilişkiler ve dijital iletişim ana hizmet alanlarımızdan... İletişimin farklı uzmanlık alanlarını birleştirerek iş ortaklarımızın ihtiyaçlarına göre esneklik göstermemize olanak sağlayan disiplin bağımsız iletişim anlayışıyla markalarımızın hikâyelerini hedef kitlelerine en etkin şekilde ulaştırmaya çalışıyoruz. Sorumluluğum bu çabanın ahenk içinde başarılı olması için bir orkestra şefi gibi katkı sağlamak...

Uluslararası bir network dâhilindeki halkla ilişkiler ajansını yönetiyorsunuz, Türkiye’de halkla ilişkiler sektörünü dünya ile karşılaştırır mısınız?

Sektörümüzün dünyadaki ekonomik büyüklüğü ile Türkiye’deki hacmini kıyaslamak güç. Zira, Türkiye’de bu hacme ilişkin resmi net bir rakam yok. Buna rağmen şunu rahatça söyleyebiliriz, sunulan hizmetlerin çeşitliliği ve kalitesi dünyanın pek çok ülkesi ile rekabet edebilecek seviyede… Her yıl bu kıyaslamayı tekrar tekrar özellikle Cannes Lions’ta yapabiliyoruz. Ne mutlu bize ki, dünya çapında işlere imza atan, yaratıcılığı merkeze koyan ve diğer iletişim disiplinleriyle yarışacak seviyeye ulaşan onlarca ajansımız var ülkemizde… Diğer taraftan, sosyal medyanın hayatımızdaki yeri sürekli genişliyor. Türkiye, nüfus dinamikleri ve teknolojiye yatkınlığıyla bu alanda hızla büyürken, sektörümüz de son derece değerli ve etkin işler ortaya koyuyor. 

Halkla ilişkiler sektöründeki son trendleri nasıl özetlersiniz? 

Uzun yıllardır teknolojik dönüşüm yalnızca iş yapma biçimimizi değil, iş yapma araçlarımızı, yöntemlerimizi, hatta iş tanımımızı değiştiriyor. Uluslararası İletişim Danışmanlığı Birliğinin (ICCO) geçen yılki Dünya PR Raporu da bunu açıkça ortaya koyuyor. Rapora göre halkla ilişkiler ajanslarının önümüzdeki birkaç yılda en fazla gelişme bekledikleri alanlar arasında ilk sırayı %89 ile dijital iletişim alıyor. Aynı rapor, bir önceki yıl en fazla büyüme yaşanan alanların %58 ile sosyal medya toplulukları yönetimi ve %54 ile multimedya içerik yaratımı olduğunu gösteriyor. 

Medya tüketim alışkanlıklarının yanı sıra medyanın kendisinin de dönüştüğü; farklı iletişim disiplinleri arasında sınırların bulanıklaştığı bir ortamda, iletişimi, iş ortaklarımızın hedeflerine doğrudan ve verimlilik içinde katkı sağlayacak bir bakış açısıyla ele almamız gerekiyor. Bunun da yolu, yaratıcılık düzeyi yüksek, mesajlarını bir mikro cerrah titizliğinde hedefine ulaştırabilecek bir stratejiden, bir iş modelinden geçiyor. Sektörde yükselen trendlerin de bu hedef etrafında şekillendiğini söyleyebiliriz. 

Teknoloji ile iletişim araçları değişirken, doğal olarak, bu araçlarla işleyen kültür, bu kültürün yarattığı ekonomi ve ürettiği değerler de her gün değişiyor. Bu değişim içinde, halkla ilişkiler sektörünün de durup kendine bakması, kime ya da neye dönüşmekte olduğunu anlamaya çalışması hiç de şaşırtıcı değil.

Bu dönüşüm içinde bireylere ulaştığımız yöntemler farklılık gösterse de halkla ilişkilerin her zaman için bir itibar yönetimi disiplini olduğunu ve günümüzde kurumlar açısından itibarın öneminin her geçen gün arttığını da unutmamak gerekiyor. 


Halkla ilişkilerin tanımının doğru anlaşılması konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Siz nasıl tanımlarsınız?

Yaşadığımız çağda hayatımızda hemen hemen bütün anlamları sorguluyoruz. Kendimizi ve dünyayı yeniden tanımlamaya çalışıyoruz. Kişinin hayatına anlam yükleme çabası, kendini bildiğinden bu yana aralıksız süren bir çaba…

Bundan yaklaşık 4 yıl kadar önce “Public Relations Society of America”dan “Word of Mouth Marketing Association”a kadar bir grup sektör cemiyeti web siteleri aracılığıyla profesyonelleri, akademisyenleri, öğrencileri ve halkı “halkla ilişkileri” yeniden tanımlamaya davet ettiler. 927 farklı tanım toplandı. Bunlardan üçü finale kaldı. İlk tanım şöyle idi: “Halkla ilişkiler, paydaşları ile karşılıklı faydayı esas alan ilişkiyi mümkün kılan, araştırmayı, iletişimi ve iş birliğini yönetme fonksiyonudur.” İkinci tanım: “Halkla ilişkiler, kurumlar ve paydaşları arasında karşılıklı faydayı mümkün kılan stratejik iletişim sürecidir.” Ve üçüncüsü: “Halkla ilişkiler,  kurumlar ve paydaşları arasında ortak anlayışı ve hedefleri mümkün kılan stratejik etkileşim sürecidir.”

Sektör profesyonelleri arasında bir oylama yapıldı. Oylama sürecinin sonunda en çok oyu 2. tanım aldı. Onu 3. ve 1. tanımlar izledi. İşin güzel yanı tartışma bitmedi. Her bir tanım için lehte ya da aleyhte yorumda bulunanlar, kulp takanlar, dalga geçenler, kendi versiyonlarını üretenler ile zenginleşen yepyeni bir süreç başladı. The Public Relations Society of America’nın eski başkanlarından Gerard Corbett, “güzellik” gibi “halkla ilişkiler” tanımı da ona bakanın gözlerinde gizli, demişti. Hak vermemek elde değil… Halkla ilişkiler tanımının, icra edildiği ülkeye, o ülkenin adetlerine ve kültürüne göre de şekillendiğine ve zenginleştiğine inanıyorum. Dolayısıyla, zamana karşı koyamayacak durağan bir tanımdan ziyade, mesleğimizin dinamik yüzüne odaklanmamızın değerine inanıyorum.

Genç iletişimcilere neler tavsiye edersiniz?

Tavsiye demeyelim isterseniz. Meslektaştan meslektaşa deneyim paylaşımı diyebiliriz belki… Hayatım boyunca farklı düşünceleri dinlemekten ve bıkmadan çevremi ve ötesindeki dünyayı önyargısız gözlemlemekten, bolca soru sormaktan, denemekten, yanılmaktan korkmamaktan fayda gördüm. Genç meslektaşlarım da denesinler, akıllarına yakın gelirse, onlar da bu yaklaşımı benimsesinler. Bunun yanında, “merak iştahımı ne açar?” diye hep kendilerine sorsunlar. Doğrusu, kişiye göre değişen bu sorunun yanıtını hep ilginç ve heyecan verici bulmuşumdur.  

www.halklailiskiler.com için zaman ayırdınız, çok teşekkür ederiz. 

Emine Çubukçu
Uluslararası İletişim Danışmanlığı Şirketleri Birliği ICCO’da 2015 yılından bu yana Yönetim Kurulu Üyesi olan Emine Çubukçu, reklam, halkla ilişkiler ve kamu ilişkilerinde, kamuoyu eğilimlerini yansıtan verilere dayalı stratejilerin geliştirilmesi, marka iletişimi ile konu ve kriz yönetimi alanlarında yurtiçi ve dışında 25 yıldan fazla deneyime sahip. 

Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden lisans, İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümünden yüksek lisans dereceleri bulunan Çubukçu, evli ve bir erkek çocuk annesi.

Yasal Uyarı: halklailiskiler.com sitesinde yayınlanan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları halklailiskiler.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi herhangi bir içeriğin tamamı izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alınan içeriğin bir bölümü halklailiskiler.com’a link verilerek kullanılabilir.
Yorum Yazın