Dosya Yükleniyor. Lütfen Bekleyiniz...



Facebook
Twitter
Başa Dön
  • Anasayfa >
  • DeFacto Serinliği Anlatmadı, Yaşattı

DeFacto Serinliği Anlatmadı, Yaşattı

25 Ağustos 2026 , Salı 00:58
DeFacto Serinliği Anlatmadı, Yaşattı

DeFacto Serinliği Anlatmadı, Yaşattı: “Buzları Eritmek” Nasıl Viral Bir Deneyime Dönüştü?

 

Serin hissettiren koleksiyon tanıtımı için başlayan hikâye, buzların arasından çıktı; sosyal medyada meraka, mağazada ise gerçek bir interaktif deneyime dönüştü. DeFacto, Serin Hissettiren koleksiyonu için kurguladığı “Buzları Eritmek” projesiyle influencer iletişimini tüketici deneyimiyle buluştururken, ürünün serinlik vaadini anlatmak yerine yaşatmayı tercih etti.

 

Bir gömlek, bir buz kütlesi ve bir çekiç… Bir markanın yeni koleksiyonunu tanıtmak için ne yapması gerekir?

Ürünü anlatabilir. Özelliklerini sıralayabilir. Influencer’lara gönderebilir. Sosyal medya içerikleri hazırlayabilir.

 

DeFacto ise CoolFeeling teknolojisi ile üretilen, Serin Hissettiren koleksiyonu için sıra dışı bir yol seçti: Ürünü anlatmak yerine tüketicinin karşısına bir deneyim olarak çıkardı. “Yeni Ne Var Bu Hafta?” yaklaşımı kapsamında hayata geçirilen “Buzları Eritmek Var!” projesinin merkezinde, Serin Hissettiren koleksiyonundan bir gömlek ve gerçek bir buz kütlesi vardı.

 

Vadistanbul mağazasını dolaşan müşteriler, koruyucu eldiven ve vizörlerini takarak çekiçleri ellerine aldı. Amaç basitti: Buzları kırmak ve serinlik hissini vaat eden ürüne ulaşmak. Basit görünen bu fikir, aslında DeFacto’nun son dönemde iletişimde giderek önem kazanan “ürünü tüketiciye anlatmak yerine ürünü deneyimletme” yaklaşımının dikkat çekici bir örneğini oluşturdu.

 

İnfluencer merak etti, tüketici deneyimledi

 

Proje, DeFacto buzları eritmek konseptinde çok yönlü olarak kurgulandı. Influencer tarafında klasik bir ürün gönderimi yerine, koleksiyonun “serinlik” vaadini taşıyan özel bir deneyim kurgulandı. Serin Hissettiren koleksiyon ürünleri kuru buzların içine yerleştirildi ve özel “cooler bag” gönderimleriyle influencer’lara ulaştırıldı. Böylece paketin açılması bile başlı başına bir içerik anına dönüştü. Influencer’ın karşısında yalnızca yeni bir gömlek değil, “Bunun içinde ne var?” dedirten bir deneyim vardı. Tam da bu noktada iletişimin kritik noktası ortaya çıktı: “İçerik üretmek için brief vermek yerine, içerik üretme isteği uyandıran bir deneyim tasarlamak”. Bu yaklaşım, influencer iletişimini geleneksel “ürün gönderimi” modelinden çıkararak markanın hikâyesinin ilk temas noktasına dönüştürdü.

 

İçerik kitinden “paylaşılmak istenen deneyime”

Projede buzun içinden çıkan ürün, görsel olarak dikkat çekici olduğu kadar merak da yarattı. İçeriğin merkezine ürünün teknik özellikleri değil, deneyimin kendisi yerleşti. Bu sayede koleksiyonun serinlik vaadi, sosyal medyada doğrudan anlatılan bir ürün mesajı olmaktan çıkarak görülen, merak edilen ve paylaşılan bir hikâyeye dönüştü. Ortaya çıkan iletişim etkisi ise yalnızca erişim rakamlarıyla ölçülemeyecek kadar geniş bir alana yayıldı. Tüketicinin içeriği gördükten sonra durup bakması, merak etmesi, arkadaşına göndermesi, mağazaya gitmek istemesi ve deneyimi kendi çevresine aktarması…

 

Sosyal medyadan mağazaya: Hikâyenin ikinci perdesi

Influencer’ların deneyim hikâyesi, tüketiciyle buluşacak deyime taşındı. Vadistanbul mağazasında kurulan interaktif deneyim alanında Serin Hissettiren koleksiyonuna ait bir gömlek bu kez gerçek bir buz kütlesinin içine yerleştirildi.

 

Tüketici, ürünü rafta görmek yerine ona ulaşmak için fiziksel olarak oyunun içine dahil oldu.

 

Koruyucu ekipmanlar takıldı. Çekiçler alındı. Buzlar kırılmaya başladı. Ve ürünün “serinlik” vaadi, bir anda mağazanın içinde yaşanan eğlenceli bir deneyime dönüştü. Bu noktada mağaza yalnızca satışın gerçekleştiği fiziksel bir kanal olmaktan çıktı. Mağaza, içeriğin üretildiği ve yeniden sosyal medyaya taşındığı bir sahneye dönüştü. Projenin en dikkat çekici taraflarından biri de dijital ve fiziksel deneyimin birbirinden kopuk tasarlanmamış olması. Tüketicinin ürettiği içerikleri de kampanyanın doğal bir parçası haline getirdi.

 

“Yeni Ne Var Bu Hafta?” artık sadece yeni ürün demek değil

 

DeFacto’nun “Yeni Ne Var Bu Hafta?” yaklaşımı, markanın tüketiciyle kurduğu iletişimde yeni bir keşif alanı yaratmayı hedefliyor. Serin Hissettiren Koleksiyon projesi ise bu yaklaşımın önemli bir örneğini ortaya koyuyor. Çünkü burada “yeni” olan yalnızca koleksiyon değil. Yeni olan, tüketicinin koleksiyonla karşılaşma biçimi. Bu yaklaşım, ürün iletişimini deneyim iletişimine taşıyor. Tüm bu deneyimin arkasında ise Serin Hissettiren koleksiyonunun fonksiyonel dünyası bulunuyor. DeFacto’nun yeni Serin Hissettiren Koleksiyonu, farklı hava koşullarına ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik fonksiyonları bir araya getiriyor. Çabuk kuruyan slim fit uzun kollu gömlekler, sıcak ve hareketli günlerde nemin daha hızlı uzaklaştırılmasını destekleyen yapısıyla öne çıkarken; ultra yumuşak slim fit gömlekler gün boyu konforu odağına alıyor. Koleksiyonda ayrıca esnek kumaşlı, su itici, kapüşonlu ve file astarlı mevsimlik yağmurluk ve montlar da bulunuyor. Bordo, ekru, haki, lacivert, mavi ve siyah gibi günlük gardıroba kolayca uyum sağlayan renklerden oluşan seçki, fonksiyonel özellikleri yalın tasarımlarla buluşturuyor.

 

Buzları kırarken müşteriyle aradaki mesafeyi de kırdı

 

“Buzları Eritmek” yalnızca Serin Hissettiren koleksiyonunun serinlik vaadini anlatan yaratıcı bir fikir değil. Aynı zamanda DeFacto’nun müşterisiyle kurduğu iletişimde katılımcı deneyime verdiği önemi gösteren bir çalışma.

Influencer’ı izleyici olmaktan çıkarıp deneyimin parçası yapan; tüketiciyi mağazada pasif bir ziyaretçiden aktif bir katılımcıya dönüştüren proje, sosyal medyayı da bu deneyimin doğal devamı haline getiriyor. Sonuçta ortaya çıkan şey yalnızca bir ürün lansmanı değil:Ürünün keşfedildiği, deneyimlendiği, içerikleştirildiği ve yeniden paylaşıldığı bütünsel bir müşteri yolculuğu.

 

Projenin en güçlü mesajı da tam burada saklı: DeFacto bu kez buzları değil, marka ile tüketici arasındaki mesafeyi eritti.



Yorum Yazın